1
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
640
Okunma

Kimse onun neden geri döndüğünü bilmedi. Sadece o eski duvar, tırnak izlerini tanıdı.
Ve sustu, tıpkı onun gibi.
Karanlığın Çığlığı
Şehrin içindeki eski sırları fısıldar gidişin;
Karanlıkla aydınlık arasında gidip gelirsin.
Güvendiğin dağlara kar yağarsa,
Kara kış hep yanı başındadır.
“En çok güldüğünle ağlarsın...”
Gölgene sarılıp teselli beklerken,
Derin yara bile kabuk bağlar içten içe;
O kabuğu ilk sen koparırsın, fark etmeden.
“İyiyim,” dedikçe biraz daha eksilirsin;
Gülüşünün ardına sakladığın gözyaşlarına sarınıp ağlarsın.
Güçlü olmak, bazen akıl almaz bir ceza olur.
Kendini bulduğunda, beni en iyi sen anlarsın.
O anı tırnaklarınla kazı duvarlara;
Dönüp baktığında gözünde canlansın.
Dilsiz çığlıkları biriktir cebinde — harcama!
Bir gün döndüğünde, bozuk para gibi harcarsın.
Sen... hayatın en derin dersini kulağıma fısıldayan,
“Senden aldıklarımı asla geri vermem,” desen de;
Her adımını kırk kez tart, kırk kez düşün —
Bazen tek bir adım, her şeyini koparıp alır senden.
Yanlış anlaşıldığında büyürsün asıl.
Kanla çizilmiş sınırlar arasında kendini sorgula.
Her darbede bir parçan daha eksilir içinden.
Karanlık yastığına sığınsın...
Ve sen,
En çok kendine küsecek, kendinde kaybolacaksın.
Remziye ÇELİK
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.