14
Yorum
30
Beğeni
0,0
Puan
1298
Okunma
Eşik geçildi
Kırık bir Türkçeyle bakıyor dik başlı sokak
Köşedeki çınar altındaki balıkçı
Eşyanın tabiatına aykırı bu duruş
Susuşunda bin öykü bin ses bin veda
Sen hep böyle miydin
Sevmiş miydin sesinde bin durak
Alfabede kaç harfin hatırına
Hangi sesten çıkılır sakince
O aydınlık beldeye sahi
Öpünce gözlerinden kalkar mı yası
Bi gitmeler lazım şimdi dedin
Çokça yoruldu sesimiz
Mevzu bahisler açıldı
Çuhanın yeşili yansımış gözlerinde hırçın Karadeniz
Bilseydiniz siz ne kadar keskindiniz
Kapımın önünde açamayan bir çiçek yaşamak için çırpınıyor
Aynı anda iki hissi bölüşemiyor kalbim
İnceliyor kırılmak için
Birçoğu uygun adım gidiyor bildiklerimin
Zarifce dokunuyor saliseler yüzümdeki uykuya
Sessizce yerleşiyor sokulup sol yanıma
İyiyim ben iyiyim diyecek
Olsam. bilsem kimdi bu hevesli sokulgan
Sonra bir aynanın sesinde gizlemiş rengini
Uzanıp dokunmak
Bozmak iyi gelmez büyüyü
Bütün evlerde pazar kalabalığı
Alnında biriken terleri siliyor
Susamış atlar yorgun dört nala aşmak zamanı
Bekliyorum kimim neyim böyle berrak bir güne yaslayıp yüzümü
Gülümsüyor duvarlar
Aydınlık bir yeşil parlıyor yüzümde
Sesim akşam sefası oluyor sonra
Sokaklarda baş döndüren bir esinti
Kendime dönüyorum Arda’nın sularından
İçten yanmalı sesle irkiliyor duvarlar
Trabzanlardan kayıp koşuyor zaman
Açıp rengârenk bakıyorum
Dizlerimde titremeyle bir adım
Sokakta şekerli bayram sevinci
Bütün kapılar İstanbul yeşili
Pencerelerde çapkın gülümseme
Ilık esintilyle uçuşuyor saçlarım
Hoş geldim diyor içim yeniden çocuk çağıma