2
Yorum
45
Beğeni
4,9
Puan
570
Okunma
Sırt üstü hayallerle uzanılıp,
Uzun uzun dalınmamış bir gökle...
Başkası düşünülmeyip
Derin derin düşlenmiş hayallerle...
Söylenmesi zor cümleleri kapıp,
Gelsem hiç mırıldanmamış nağmelerle...
Yürek uğruna tırmıklanan zihin
Aklımın yetişemediği pişman dilim
Ve ben...
Şehrin münzevi köşesine geçtim
Ve bütün şehre ağladım
Görenler sandılar ki
Kaybedilmişliğe ağlarım
Oysa ben katmer katmer dertlerime
Hüzünler kazanmıştım...
Kaçar ve kaçmalı
Ben Eyyüb misali cüzzamlı
İnzivada, sabır dehlizlerinde
Dokunmaz ve dokunmamalı
Ben Eyyüb misali cüzzamlı
Uzaklarda, gurbetlerde...
Üstüne vazife değildir fakat gönlüm dile getirir;
’ kınama ki kınamışlığın sana da kınanmasın ’...
Eskiden mağluptum
Kaplardı çehremde bir sis
Ve belki de yeltendim
Gözlerime düşerdi kırağı, oluverirdi okyanus
Ve ben sustum
Yürekte cümle olmayan, sözcüklerim is
Ben hâlâ uslanmadım
Götürür hiç istenilmemiş diyara otobüs
Ve öylece kalakaldım
Bana bir şey anlatır gibi rüzgarın çıkarttığı ses
Cam kenarı her virajda bir kez daha yitirildim
Ve şimdi kaybolur her sokak her adres...
Herkes ayrılır da
Yüzüm beni terk etmiyor
Herkes oralarda da
Benim yüzsüzlüğüm ayrılmıyor
Bir yandan Pürüzlü, bir yandan tiz
Öte yandan tok sesim
Bir yanı falez bir yanı körfez
Ayarsız uçurumlarıyla yüreğim...
20.06.2012
Bâr-ı Kalem
5.0
96% (23)
3.0
4% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.