5
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
360
Okunma
İncinen telaşlarla savruluyor zaman
Ve içinde denizsiz bir sandal misali
Hayalleri savruluyor bir kadının
Ürkütüyor onu
Sokak lambalarından kaldırımlara düşen
Titrek ışıkların gölgesi
Bahtının karasından düşüyor
Salkım saçak çürüyen düşleri
Bir kadın bağırıyordu anne diye en küçülmüş haliyle
Gözyaşları al bir nehir ile yarışan
Fısıltılarından kan damlıyordu
Her anne diye seslenişinde
Hırpalanıyordu göğsü yırtık pırtık kelimelerden
Kan atıyordu
Her seferinde kabuk tutmaya çalışan yaraları
Bir güneş doğsaydı
Ah bir güneş
Bir gün ışığı kozasına sarmalasam onu
Alırdım kollarıma tüm kıyılarını ıssız denizlerin
Ruhu okşayan kokusu siner diye mavilerin
Gök kubbe salkım saçak uzanırdı safirleriyle
Bir arşın örterdi yalnızlıkları
Eriyen korkuların eteklerinden damlayan kar taneleri gibi
Tutsaklığın pençesi ne kadar acı
Ne kadar karanlık
Buz mavisi tutkuların
Kömür karasına dönüşünü
Kim bilebilirdi ki
Bekler gibi izler nemli soluğunda okyanusun
Gecenin matemli sessizliğinde
Son nefesini verir bir kadın
Hülya Çelik
5.0
100% (12)