0
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
407
Okunma
Islıklar şehridir o zamanlar
dal üstünde hasret kokan
Bir yanı sen olan bulutlardan
Kalbimin neşterine vurgun güneşlerine
Aşıktım bilmiyordum körebe oynarken
Deli zımbamın sana işaret edilen
Sobe demeyi
Gül kovanı hükmü yenik bir avcının
Süvariden kopuk deli görünümünde
Ölüm yenilmiş bir selamı
Buzdan şelalelere bağlarken burnumu
Sen ağlıyordum hıçkırıklarla
Hatmedilmiş bir alfabeyi kaderin
Unutulmuş satırlarında un ufak edilmiş
Bir y/ada köhnenmiş suların gözleri geliyor aklıma
Işıklar şehridir o zamanlar
Bilmiyordum sana gaibten selam vermeyi
Bil isterim açlıktan nezaket edilmiş dualarımda beklemeyi
Ve özlemlerle sana kanter içinde boğulmayı
Müptela bir ayetin ayaklarına bağlanmayı
O zamanlar
Suya sürtük bir canavara
Kurnaz bir endam seni anıyorken
Kudurmuş bir fail i meçhul gibi
Harflere bu şehirde seni giydirmek
Ve ölmek yasaktı köz üstünde
Bilmem kaç kez doğup
Kaç kez ölmüşken...
O zamanlar....
Anlayarak vakitsiz hicranlarla
Sana tutunmak
bu şehrin evladı gibiydi
Vaveylâ gibi özünden yakmak seni
Mor sümbüllere vedâ ile bakmak gibi
O zamanlar ..
Kaktüs seyrinde hoş iken
Nazara cürüm ile seni bulmak
Saati gelmiş bir ilhama
Koşarak bade dökmek gibiydi
Teneffüs edilmiş bir korkuyu
Kalbinde hissetmek gibi
Gezgin imgeler...
5.0
100% (2)