5
Yorum
24
Beğeni
0,0
Puan
784
Okunma
gülümseyen bir yara
seni ne kadar acıtabilir ki
bir midillinin yüzüne bakıyorum
umudum defne yaprağı
nehirler geçiyor içimden
bir de dilediğim o şeyi usulüne göre yaşayamamak
boğazımı yakıyor bu enstantane
yutkunmak uykularıma
boğazımdaki omuzlarıma karışıyor
bir meditasyon şarkısı
bir zen oturuşu
oluyorum
gözlerimi kapatınca bir ejderhanın midesinde buluyorum kendimi
ciğerlerime dolan bu ışık gerçek değil
yanlış anlıyorum hayatı
baş parmağımı dilimliyor ahşap bir rende
kendime geliyorum
ağzımın kenarına bir midillinin gülüşünü yerleşmiş buluyorum
karşı koyamıyorum
keçi yaprağı oluyorum
gülotu kaynatıyorum insanlık için
homurdanmamak için destan yazıyorum dudaklarıma
kalbimi bir ağacın gövdesine bağlıyorum
hiçbir fikrim yok kuşlara dair
atlara binip gitme derdim de
hikayelerim avuçlarıma doluyor
zaman yetişemediklerime
güneyin herhangi bir yerinde göllerin sohbetine katılıyorum
bir ağacın kurdu
bir sincabın evi derken
yaşayamıyorum kır çiçeğinin faydalarını
ah
bir bilseniz
arkamdan nasıl konuşuyoruz
yüzümdeki o mor festivali
....