1
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
673
Okunma

Henüz doğmamışken
Gün yüzüne kavuşmamışken alın yazım
Bir şiirin daha öpüyorum gül kokulu ellerinden...
Yaşamaktan pes ettiğim zamanlarda
Hiçlik rütbesine saati saatine kayıtlı
Yarası kapanmayan suskularım vardı
Benliğimi dolu dizgin kendine getiren
Sevdanın diyetine bedel olarak ödediğim
Beş vakit secde eden
Dilsiz şükürlerim vardı
Hak yolunda farzlara amâde
Umuda dair dualarım vardı
Avuçlarımda bereketlenip
Sadaka niyetine kurda , kuşa dağıttığım
Sadakâti ilkem edinip
Nafile ibadetlerime koşar adımlarla uçan
Kanatsız ruhum vardı
Herkesten özenle gizlediğim
Pamuklara sarıp sarmaladığım
Nàrin çocuk yüreğim vardı
Elimde misk-i amber kokusu bırakıp
Yüzlerce kez okuduğum
Hayatın gerçek kitabı vardı
Avuçlarımı açıp semaya
Sadece Yaradan’a doğrulltuğum
Yakarışlarım vardı
Ardı arkası kesilmeyen
Aşk’a oluk oluk akan
Gözyaşlarım vardı
Rengârenk gökkuşağı doğurtan
Ve ...
Ölüp ölüp dirildiğim
Sancısı hiç azalmayan acılarım vardı
Hayat değirmeninde öğütüle öğütüle
İmtihan edilen
Şimdi
Soruyorum size
Kaç kere daha ölür insan
Kaç kere daha dirilir
Eyyy hüzne her zerresiyle doyan ruhum
Sonsuzluğun okyanusuna tek tek akıt
Yosun tutan acıları
Tebessüm yağmurlarıyla
Çık gel
Gel artık
Gelincik tarlasında papatya gülüşleri takınsın göz bebeklerim
Şuncağaz ömrüm şenlensin....
nagihan
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.