1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
513
Okunma

Haydi konuş benimle çocuk
Kendi dilinde,
Ellerin birbirine çarparak,
Kolların sağda solda,
Sözde ayıplar gibi ulu orta…
O tuhaf demir kuşun uçtuğu gece
Alevler eşliğinde
Bu dünyayla alakalı hiçbir şey bilmiyordum ve yahut unuttum
Şuralarda bir nehir olacaktı o vakit
Suyu içilmez ama öldürmez
Ve yemişler hala köklü ağaçlardan sarkan
Ben o yaprak arası gökyüzlerde gezmiştim.
Yüzü sivilceli kuş bilimci
Aşkın cenazesini kaldırırken
Notadan bihaber, süngerden memeli bir çığırtkan
Bağırıyordu kalça çıkığına benzer duruşta
Minareden at beni
İn aşağı tut beni.
Yapayalnızım, öldür beni
Ben de düşündüm bunu çocuk;
Ben olmasaydım yoksullar kim bilir ne halde olurdu
Kobalt mavisi olmasaydı ilk gördüğüm renk
Hiçliğin içinde salınımım diğer yönde olsa ne olurdu
Düşündükçe uzaklaşıyor ana kara
Bir ejder kadar sıcak soluklar
Ben de bilmiyorum çocuk
İnsanlar aradıkları için mi bulurlar lanetlerini
Sana temiz bir kağıt vermek isterdim
Ama beyaz doğrular kadar kirli
Bitmeyen bir kalem vermek isterdim
Düzensiz, şekilsiz , sen gibi şiirlerini yazman için
Okunmayacak satırlarına acımaktan korktum
Elim gitmedi
Yeryüzü cennetlerini parmak şıklatmayla kuran kadınların
Orkaların yüzgeçlerine patik örmeye kalkan çocukların
Lunaparklardan şen kahkahaları toplayan istifçilerin
Çiğ tanelerindeki evrenlere gidebilen gemiler inşa edenlerin
İyi kelimesinin her dilcesini tek nefeste söyleyenlerin
Işıksız yolculuklarla toprağına inmesini diledim çocuk
Bir tek dilemeyi hatırlıyorum
Bir de sevmeyi,
Sen de sev çocuk
Herhangi bir şeyi.
14.01.2023
Serpil ŞEN
5.0
100% (3)