12
Yorum
60
Beğeni
5,0
Puan
1603
Okunma

Suçsuz olduğumu bilsem de
Affetmem asla
Sana bağlanmış kalbimi.
Denkliğini yitirmiş gönlüm adına
Söz almış bulunuyorum aşk denen illetten.
Yılların kederi sinmiş yüzüme,
Kabuk bağlamış yaralarımda geçmişin ayak izleri.
Sayende mazi perest hayallerin
Umutsuz müdavimi oluyorum.
Sen giderken
Kanatlarım yoktu
Düşemedim peşine.
Şahadet parmağım gök kubbeyi işaret ederken,
Her ezan sesini şahit tuttum
Hem aşkıma hem sana.
Her ne kadar sevdana adanmış olsa da ömrüm,
Engel olamadım bir gidişin şiirini yazmaya.
Kara kalem kaderimi yazarken,
Söyle, hangi sensiz geçen gecenin,
Hangi sensiz geçen sabahın,
Rabbine seni sorup,
Avuç açmış, boyun eğmiş,
Niyazda bulunan hallerim hatrına,
Söyle, hangi duada seni bulacağım?
Kıyısından dönüyorum intiharların.
Yaşamaktan büyük azaplar çöküyor
Yüreğimin en derinine.
Ve bilsem de kötü gidişe hükümlü,
Maziye dönük adımlarım.
Yine de o yolu yürümek istiyorum bazen.
Keşke bütün saatleri
Sen gitmeden
Ben bitmeden önceye kurup
Daha sonra kırsaydın
Seni seven gönlümü.
Oysa...
Seninle yeni bir çığır açıp,
Güneşin ilk defa doğudan doğup,
Batıdan söndüğünü görüp,
Sevgiyle bağlanmak istemiştim hayata.
Ve niyetim, ruhumun penceresine
Mutluluğun mavi perdesini asmaktı.
Taaa ki sen, hoyrat bir esintiyle
Yüzümün tüllerini yere indirene dek...
Kimliksiz, garip bir kuşum.
Yok olan umutlarımı,
Kırılan kanatlarımı iyileştirip,
Çok uzak diyarlara uçmak yerine,
Gri mevsimleri kendime yuva bilmişim.
Ben ki...
Sevdasını yok sayan bir kentin
Aşk nahoşu manzarasında
Aklını kaybetmiş,
Oturup yaralarını sevmiş kimsesiz yolcusuyum.
Ardın sıra
Tükenişime sebep olan bu şehrin caddelerine,
Hüzün yağmurları yağarken gözlerimden.
Diz çöktüğüm ıslak kaldırımlar kadar cesur olamadı aşk.
Duygusuz olan bu taşlar,
Onca ağırlığımı taşırken.
Şöyle karşıma çıkıpta boylu boyunca
Ağlama, sus ağlama, hüzünlükent diyemedi... Aşk...
Hüzünlükent Narin
5.0
100% (29)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.