Olgun adam bilgisini saat gibi taşır, çıkarıp herkese göstermez, gerektiğinde kullanır. (t. brown)
Beridze
Beridze
VİP ÜYE

KUZGUN

Yorum

KUZGUN

( 11 kişi )

3

Yorum

25

Beğeni

5,0

Puan

1333

Okunma

KUZGUN

KUZGUN

Biz bir yola çıktık seninle seneler oldu
Ülkede ne kadar kırmızı ışık varsa durduk hepsinde, biz geçecekken hep kırmızı
Tam yüz kavşak saydım sayamadıklarımın da helalliğini aldım, hatırı kalır ölümdünya diye
"Ama olsun" dedik, dur-kalk yıpranma payı
Arabayı da senin amcaoğlundan ödünç aldıydık
Bir sanayii yapardık dönüşte, cilalatır verirdik fena mı.?
Dönebileceğimiz bir yer yoktu esasen, bizim oralar diyebileceğimiz bir yer aslında hiç olmadı
Kimse yola çıktığımız yerde beklemeyecekti bizi
"Varınca arayın bak" diyen bir çift göz aradım da bulamadım
Sen kuşlara özenirdin en çok, camdan sarkıp sonuna kadar açardın kolunu kanadını
Gözlerini kocaman yapar kahkaha atarak "Bak derdin işte bu kuş bakışı"
Ayağımızı yerden kessin diye araba serçeydi ama çaldığımız mercedes yıldızını önüne yapıştırdıydık
O gün Paris’li Cemil’in orada tıraş olduydum yani her şey hazırdı
Benim üzerimde meşin ceket, içinde kiremit rengi balıkçı kazağı
Senin üzerinde ise kirli beyaz bir bluz vardı
Yozgat Blues da geçen "Oruç bozan çocuklar gibi kimselere farkettirmeden öyle söylüyorum ismini" tadında
Herkesçe ucuz beklentili şiirleri, senin kilitli iğnelerinle tutturuyordum döşemelerin sökülmüş yerlerine
Hem depoyu da dolduracaktık, ayıp olurdu Hüseyin abiye
Arka camda ki "Babam sağolsun" yazısının "olsun" kısmı yansıyordu üzerine
Ve maşaallah etiketlerinin yazım hatasından kaynaklı trafik kazalarından korunmak adına
Sessizce nefesinin değdiği duaların , soğuk camlarda uhrevi halden sıvı hale dönüşüyordu
Kirden görünmeyen bir dikiz aynasından bakıyorduk geri de kalan her şeye
Üstelik ben kendi hakimiyetimi bile kaybetmişken, şu kara direksiyonu tertemiz bir hikayeye kırmaya çalışıyordum çaresizce
Cümleler senin ağzında gün görmemiş taze kız gibi dururdu, bir çıkardı iki dudağının arasından ortalık ayın on dördü şenlik yeri olurdu
Sana göre ve damar yolları genel müdürlüğünce ambulans, cenaze aracı, ve itfaiye arabası aynı yola çıkarlarsa, geçiş üstünlüğü eğer soldan geliyorsa hep gelin arabasınındı
"Soldan geri dönülmez" işaret levhası siyasi tartışmalarımızın başlangıç noktasıydı
Aynı şeyi savunurduk belki ama ikimizin de hep diyecek bir şeyi daha olurdu
Sen; "Bak görürsün bizi romantizm kurtaracak" derdin hep sonunda
Bazı ispirto kokan kıraathanelerde kara demlikten çaylar içip, büfeden dergi aldıydık hani
Kapağında Füruğ vardı şansına "Kuşlar ölümlüdür yazıyordu, sen uçmayı hatırla"
Hani bir de dedim ya yüzüm asılınca kıvrılırdı yüreğin, yüreğin hasreti doldururdu gözünü de bahanesi olurdu şarkılar
104.4 de bulduyduk araba plakalarından fallar tutturan o en sevdiğimiz şarkıyı
Güle güle söylemiştik "Sonra ekmek olalım olur mu acısı acıkana, ama unutma beni sarılalım arada"..
Güle güle o zamanlar gidenin peşinden bakma sözcüğü değildi
Ve ana arterlerden denize çıkışı göstermeyen bütün haritalar yakılmalıydı sana kalsa
Konum atmayı bütün unvanlardan kurtulmak sanmıştın
Yer bildirimi yapmak ise kendini ihbar etmekten başka bir şey değildi
Oysa bir tek paranın parlak şeridi güvenli yolculuklar sağlıyordu herkese
Durmuş bir kilometre saati belki ilk defa doğruyu gösteriyordu
Yani yoksulluk sınırı ile hız sınırı arasında kalmıştık
Yolun zaman oranı ve mevcut sapmaları da göze almıştık ama senin geri vitesin yoktu
Yüzümdeki kesik çizgileri takip ettiğimizde, bizi ters yönde bir sokağın sonunda blok flütle güvercin güden bir çocuk bekliyor olurdu
Terk ettiğimiz balkon bahçelerinde geceleri kirpilere su vermek için bekleyen
Ardında bıraktığı parlak geçmişten dolayı sümüklü böceklere özenen
Hiç kullanılmayan turuncu mutfak masasının altını kargalara kiralayan
Ve arkasına sarktığı at arabalarının yokuşa sürüldüğü çocukluk

Biliyor musun, kazı kazandan çıkan plastik bir saat eriyordu sağ bileğimde
Sonra neden orada olduğunu bir türlü anlayamadığımız bir durakta nefeslendiydik
Lastiklere ekilmiş şambrel kokan çiçekleri bile sevdin sen
Hurdaya ayrılmış, biraz bizimkini andıran yol hikayelerini sıkıştıkları yerden çıkartmaya çalıştın kan ter içinde
Taklaya gelmiş her sevda hadisesi için tutulan ağır hasar raporlarını şiire çeviriyordun
Artık muhabbetinin çekilmediği düşünülen bütün yaşlı evleri ayakta tutmaya çalışıyordun can havliyle
Ağaçların sanki hepsini biz dikmişiz gibi halkalarını sayıp yaşını hesaplamıştın övünerek
Kulağına küpe olsun dediğim kiraz, yine senin değil de benim aklımda kaldı

Akşamlar oldu sonra..
Yeni bir hayata yanaşan gece otobüsleri gördük
Sanki dizle bastırılıp tükenen umutların zorla kapatıldığı valizler, rastgele savruldu sağa sola birileri tarafından
Bir Erdem Bayazıd şiiri "Otobüs camları bilinçsiz bir baş kayması ve bir kadının cesurluğudur" dedi
O kocaman farlar görmezden geldiğimiz ne varsa aydınlattı yani
Ay kuytularında yön tayini ararken kendimize
Kendince göç ettiğini sanıp, gördüğü ilk sahte ışığa aldanarak can veren böcek çıkmazı gibiydik
Oysa bir zamanlar küçük, renkli bir gece lambası aydınlığında, hangi rüyaya daldığımızı hangi rüyadan uyandığımızı bilmeden kapatsak gözümüzü yeterdi bize
İstisnasız her tümsekte kapağı çıkan torpido gözünden kan grubu kartın düşmüştü
O sonsuzluğa uzanan hastane koridorlarında bir tek kendimi göremedim
Koca gözlerin koca bir ömrü bağışlayabilecekken, çakıllı dikenli hayatına damar yolları açıyorlardı
Ne de olsa geçmişin izlerini silmek de bir cerrahi müdahale sayılırdı
Kanatlandığın yerden kanıyordun ve sarılmak istediğin kim varsa artık kalp seviyesinin altındaydı
Alçalıp yükselen yaşam sinyallerin bir türlü konacak yer bulamadı
Sokağa anadan üryan bırakılmışken, ziyaret saatlerinden bile içeri alınmıyordu hal hatır
Kalemin ucuyla diktiğin açık yaraların zamanla kavuşurken, iplerini tıp ağzıyla değilse bile dişlerinle koparıyordun
Daha önce bekleme salonunda sabahlamak için gizlice girdiğin hastaneye
Hemşire çağrı düğmesine attığın çentikleri silmek için geri dönmüştün

Senden türetilmiş bahanelerim, yatağını ayıran bir kadının kini kadar belirgin artık
Neyse işte..
Sen yoruldun sonra, bende yoruldum da belli etmedim pek
"Haydi dedim sağa çekelim" hem kuru öksürük tutmuştu beni az soluklanalım
"Yok dedin sen bekler amcaoğlu"
Emanet araba ayıp mı olsundu, hem canı az olur derler
Sonra ülkede ne kadar çıkmaz sokak varsa karşımıza çıktı ama geçtik gittik, bizde geçtik o yollardan diyebildik yani
Saçına taktığın karanfiller eşliğinde, ikimizi son yolculuğuna uğurladık
Gülünecek bir şey yoktu daha
Sustuk.. nereden döndük, onun ilerisinde ne vardı bilmiyorum ama sessiz olduk
Öyle böyle derken geldik işte, yol bu bitecek elbet
Yine gözlerini ovuşturduğunu göremediğim bir sabah, Hüseyin abiye teslim ettik arabayı
Ne acıdıydı içim bir bilsen
Deposu doluydu arabanın, çok anlamazdım da cilası falan da tamdı ama bir şey daha vardı
Mavi bir oyuncak gemiyi denizin bakışlarına bırakamadan hani, arka koltukta kaldıydı
Neredeyse beni her gördüğünde gülümsemenden öptüm de ondan veda ettim
Bir daha görürüz falan derken, on gün sonra sattı arabayı Hüseyin abi
Daha iyisi varmış onu alacakmış, her şeyin var zaten daha iyisi
Herkesin bir saçak altı, kaçak katı, saçacak kredisi var
Herkesin korktuğu bizim başımıza gelseydi ya, yolda kalsaydık keşke
Zaten biz sürülmüştük aslında, gitmek falan değildi bu

Öyle oldu işte..
Ve bir gece yarısı sisli bir havada, tek şey daha görmemek adına
Tattırdığın bütün hüzünleri bağışlayarak
Çizgisini bozmadan yürüyenlere ekseni kayık olan bu dünyada
Tam on bin adım attım çıplak ayaklarımla
Ben 360 eşit parçaya bölerken ruhumu
Sen dikkat et n’olur, meridyen çizgileri geçmesin kuşların üzerinden
Ve; "Hangimizin bağımsız gökyüzü, gecikmiş kırlangıçlar gibi deliyim boşuna uslandırmayı beni"
11 Meridyenin en çok yakışan sözleridir şimdi sana
Yani bir Şubat ayazında cebimde jilet kırıntıları, faylar sürüklüyor beni yer altına
Bu da böyle olsun ulan denecek kadar icabında
Sana kavuşan buzlu yolların açtığı yaralara tuzlar dökülüyor, gönlüm kaymasın diye yine olmaz bir sevdaya
Üstelik altını çizdiğim o cümlelerin çizgilerine basmadan
Şart olsun ki o kara kaplı defterin kıvrılan kenarlarının rampasında nefessiz kalıyorum
Dil bilgisi kurallarına uyulursa eğer, yine de noktalar birleştirildiğinde eteğine kuşların konduğu esmer bir kız çıkıyor
Düdük şekeri sustu masadakileri utandıran
Hala bir göz değmesi var ki parmak izinden daha kalıcı olan
Ve ne zaman baksam o dil çıkardığın fotoğrafa, ben kahkaha atarken sen kendini kayalıklardan aşağı bırakıyorsun
Hayat uzadıkça ve nerdeyse her gün cümlelerine sıkıştırdığın ölüm, izin veriyor seni unutmama

Biz bu yoldan döndük seninle seneler evvel
Ben şimdi hangi yola düşsem zorunlu gönül
Tam yüz kavşak sayıyorum, sayamadıklarımın da helalliğini alıyorum
Dibi küflenmiş iki çay bardağı, koparıldığı yerden kurumuş ekmek bir de paslanmış sigara tabakası var
Tembihledim iki gözüm tembihledim, kuşlar bütün kırmızı ışıkları kırdılar..

..yolun açık olsun..

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (11)

5.0

100% (11)

Kuzgun Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Kuzgun şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KUZGUN şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
Tüya
Tüya, @tuya
6.4.2024 21:56:41
5 puan verdi
Yeni bir seyahatnamenin kalbinde, yen bir serüvene çıktık.
Hatırda kalan muhabbete ortak olduk. Kimileyin küstük, kimileyin de güldük...

Bazen uzaktan gözlemciydik, bazen de naif ve masum eylemci...

Bir de uzun zamandır hiç kullanmadığım hatta unuttuğum terimler çıktı karşıma; İspirto, krathane vs gibi. Ve "kilitli iğne"nin işlevi (çengelli iğneyi kastediyorsunuz sanırım) ve her şeye rağmen yıldırmayan, yeni yollara vesile olan çıkmaz sokaklar...

Evet, yine keyifle okudum yaşattığınız anılarınızı ki, her biri koca bir öykü...

Teşekkürler kaleminize, sayın Beridze.
Ve saygılar olsun çokça.


Tüya tarafından 6.4.2024 22:21:21 zamanında düzenlenmiştir.
Etkili Yorum
Ay
Ayşenur Çiftçi , @aysenurciftci
19.1.2023 23:18:35
Yıllar geçerken, yollar yürünürken, adımlar ileriye atılıyor ama baş hep geriye dönük....

"Nostalji" diyorlar, yaşanmamış ya da eksik kalmış ne varsa tamamlama uğraşımıza!
Özlem duygusunu ve eksiklik hissini bohçamıza sarıp düşüyoruz yollara. Dedim ya adımlar hep ileriye ancak baş hep geride. Bu yüzden bir arpa boyu yol alamıyoruz belki de bugünden...

Şiir olarak oldukça uzun. Ancak ıyi ki şiir sayfasında paylaşıyorsunuz yazdıklarınızı. Zira yazı sayfası bence pek okunmuyor. Yazık olurdu bu güzel satırlara orada.
Etkili Yorum
Ferda,ca
Ferda,ca, @ferda-ca
16.8.2021 14:10:18
5 puan verdi
Baştan sona merakla okudum. Çocukluğumu gençliğimi ve ayrılığımı buldum. Sayamadıklarım yoktu sadece..
Muhteşem bir anlatıma koca bir yaşam sığmıştı ve anlatım çok güzeldi. Günümün şiiri diyebilirim.
Çok eskilere gittim. Ve bir yerde gülümsedim. Silinen yazılar dediğinizde Aziz Nesinin ''Zübük'' kitabını anımsadım bir an. Kasabaya kaymakam gelecek eski pankartları çıkarıyorlar asıyorlar fakat fareler ''Z'' harfine denk gelen yeri kemirmiş bakmadan asıyorlar. ''Gözümüzü budaktan sakınmayız..'' :) Yaşamımız boyunca nice Zübükler çıktı karşımıza ve rahmetle anımsarım Yazarı ve gülerken düşündüren sözlerini..

Saygılar sunuyorum hocam.

Tebrikler..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL