12
Yorum
45
Beğeni
5,0
Puan
2560
Okunma

Kavuşmak, ölçeğini tutturamadığım bir uzaklık birimidir haritalarında
Mesafe koymak isteyen herkese verilen sabit değer, insani bir hatadır korkma.!
Son sürat yaklaşırken tüm endişelerime
Gözlerinin ilk ışıklarıyla yola çıkmıştım ben
Yanından hızla geçtiğim her şey silikleşiyordu
Bu keskin virajlar kim bilir ne jilet gibi delikanlıları şarampole yuvarladı
Bir yol gösterenimizde olmadı uzun bir süre
Zemini kaygan bir coğrafyadan geliyorum ben, henüz doğrulmadan düştüğümüzü biliyorum
Boynumda pil yeri bantlanmış bir navigasyon cihazı
Güvenimizi boşa çıkaran herkes gibi, çıkmaz sokaklara sürüklendik sana geleceğimize
Geleceğimizi hepte Hollywood senaryoları öngöremez ya
Pekala "Postacılar işsiz " şarkısı da yıllar önce anlatmış işte şimdimizi;
"Ya kalem bitti ne naz, bu yalan gibi biraz "
Ve sarı büyük harflerle yazılsın ;
"Bornova" postanesi ile meşhur bir yerdir artık
Postane’nin hemen karşısında ferforje bir masada,kısa winston jelatinine yazdığım bir iki cümle belki
Esmer incecik bir kız yaklaşıyor
- "Ne alırsınız beyefendi.? "
-"Bana bir at gözlüğü, kesme şekerim var, bir de su bardağında çay "
Ve hala avuç içlerime aldığım notları bulaştırdım, yerine sürerken sandalyeyi
Sen bakma söylediklerime, şu dibinde durduğum koca duvarı kaplayan aslında sarmaşığın cesareti
Seninle şöyle bi Fidel Castro puluna dilimiz değmedi, küçük Ptt jetonu kadar dilimiz dönmedi aşka, sevgiye
Ses tellerine kuşların konduğu, serçe parmağını "Anladım " kitabına ayraç yapan bir kızsın da üstelik
Düşün bak ; Devlet Ana’ya tamamen duygusal saman kağıtlar yollamak adına, vergi iade zarfları dolduruyorum hala
(İşçi mektubu görülmüştür)
Bari sen dert etme, benim derdimi anlatamamam taa Netaş’ın çekmediği zamanlardan kalma
En az çevirmenler kadar zor yetişiyor dudak okuyucuları da
Ve harf yontmacılığı kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerimizdendir
Hissettiğini yapmak hem zaman tasarrufu hem de yeni çağ düzeni kazandırır kutlarım seni ama
Onca resim galerisinden sonra, bence bir de kuruluğa kaldırılmış kırık bir çerçeveden bakmak lazım hayata
Kiremit ufantılarıyla yazılmış bir de şiir var yanında, silinmiş olabilir
"Bizde faiz yok, hata payı veriyoruz " diye bitiyordu
Ve en olmaz yerinden bölünmüş bir çocukluğun kesir çizgisidir çelik-çomak oyunu
Kaldı ki mutlu aile tablolarını duvardan indirebilir bir haciz memuru
Annem 100 Mark verir devlete
"Süper Baba " başlar...
"Bana bir masal anlat baba, içinde çekiçle oraklar " diye devam eder
Sanatseverler olarak sınıfsız bir toplumun öğeleriyle kaynaştırmanız lazım bizi
Demir perdeleri öyle bir çekmelisin ki, yerinden çıkmalı kornişleri
Çünkü benim yeraltı edebiyatından anladığım ; yerin 500 metre altından çıkarmak kalemin kömürünü
"Sözü uzatıyorum ama sayfa kirlenmesin " diye sormaktır
Ve fıtratında insanın yalnızca ölmek değil, söylediklerinden 301 kez utanmak da vardı
İçimdeki kararmış sloganların rengi açılırken badana boyasıyla
Tüm Melissa P’lerden özür dileyerek 100 fırça darbesiyle kapatıldı
Ki bence "Uzak duruş sergilemek " görsel sanatlar arasında en kutsalı
N’olur arada sırada portre modunda gül bana
Olup olacağı isminin baş harfinin kanaviçe işlendiği bir kolye kaldı avucumda
Adına artık bir şiirde rastlamak öylesine zorken,
Kenarları kavuşamayan bir kasnak, Mâli Hülya’nın sınırlarını belirler bundan sonra
Bu yaşta bu duygusallık fazla biliyorum
Madde ve Kuvveti okumak lazım batı ilminin fetvasıyla
Veya iktidara yakınlığı ile bilinmeyen bir hocanın vaazına kapanmak lazım
Resmi gazetede yayınlansın bütün gayri resmi ilişkilerim
Şehir meydanında yargılanmalıyım
Kordon’un tam ortasında, kimle göbek bağım varsa kaynamaz yerinden kesilsin
Güya "Son dileğin " sorusuna "Bafra sigarası " diyecektim daha, almadılar beni Eski Tekel Binasından içeri
Sanki baldırlarda sarılmış, bir deligonca dumanı sinip kalmış damağımda
Yaşarsak eğer, bir Pazar günü Cumartesi annelerini anmalı
Devletlerin gücünü korumak için öldürdüğü çocukların hiçbiri bir şiire sığmadı
Bütün bu olanlardan ders çıkarmalıyım
Vasıta gitmeyen bir köy okuluna yazdırın beni, her şeye yeniden başlamalıyım
Bak Jan Valjan’da gelirse eğer ebedi dönmem geri
Kusura bakma sahte bir kişiselleşmem vardı, Theodor Adorno’dan sıra aldım tedavim yarım kaldı
"Biz nereye düştük böyle Balçova’lı ".?
Alt geçitte yankılandı bir hayat kadınının "El Adamı "na zorla varan şarkısı
Nakaratı, merdivenleri çıkarken bir delikanlıyı daha sırtından bıçakladı
Şu senden icazet almadan, aklımın eksik tahtalarının arasından baktığım buğday tenin, genetik çekim yasasıyla açıklanmamalı
Ve üzerindeki bronzluk ; belki de madalya kürsüsüne çıkmaya utananlara bile gurursuz üçüncülükler yaşattı
Hem bedensel temas dediğin, giysi ile insan arasındaki tarihi bağa ihanet etmek değil mi biraz da.?
Kayıp ilanı ver n’olur o günkü gülüşüme
Ayık kafayla bitmezdi o gece
Alkol bozuğu bir sesle hep bir ağızdan "Arkası gelmiyordu dertlerimizin "
Yani az ileride Eski Usûl Meyhane
Düşün işte çingene pembesi bohça serilmiş bir rakı masası
Ablanın biri diyor ki ; "Ala gülle başla yakışıklı abim çeyizini düzmeye "
Bu simler bizden de kazındı zamanında, bu sahte parlaklık hiç kalmadı yarına
El ittahat formalı mendil satan bir çocuk yaklaştı sonra
Hiçbir karşılaşma öncesi, hiçbir seramonide uzun süredir kimse bana böyle sarılmadı
Hani İzmir’in dağlarında açardı.?
Sen zırnık koklatmazken
Sol iç cebimde bir Atatürk çiçeği tomurcuklandı
Protokole bağlı kalmadan bitireyim konuşmamı ; "Efendiler yarın mahçubiyetimizi ilan edicez, sözüm meclisten dışarı "
Emaneten bile kuşatamadan bu şehrin herhangi bir ara sokağını
Dedim ki : "Arkadaş yurdunu Alsancak’lara uğratma sakın "
Belli ki yapabileceğim tek hata imla hatasıdır bundan sonra sana
İsminden isim türeyen bütün yapım ekleri kırık döküktür
Hecele beni, unutana kadar şu sıfatsızca bekleyişimi
Ve durmak fiilinin hakkını en çok Dedemin Zenit köstekli saati verdi
Allah Rus edebiyatından razı olsun
Önce senden sonra rahmetli Dostoyevski’den öğrendim "Aşağılık insanoğlunun herşeye alışabileceğini "
Neticede hepimiz Gogol’un paltosunda unutulmadık mı.?
Ama yine de aklınızda bulunsun, bu yürüttüğünüz gerçekcilik akımı bizim oralarda pek anlaşılamadı hanımefendi
Bu kadarını bana çok görmemelisin
Herkesten 1 lira isteyen, ayağını siyah keçeli kalemle boyayıp çorap yapan Faik’e özendim en çok ben
Zaten belki de bir karikatürist çizdi beni, ucundayım silgisinin
Gittiğim hiçbir yerde durmadım, burda da kalmayacaktım
Gırtlağına kadar doluysan eğer ve aynı anda içi boşaltılıyorsa manaların
Bir yol problemine dönüşür dönüş çizgileri
Kilometre hesabına bulaşmamak lazım, matematik hepte doğruyu söylemez ki
En basitinden Ümit Yaşar’a göre iki kere iki yine dört eder ama ; "El de var Ayten "
Ve o kırık asfalt kenarlarındaki güven veren eski evlerde ikinci yeniciler
Seçimi kaybedenlere seslenilecekse eğer, balkon konuşması en çok Sezai Karakoç’un hakkı
"Bir tabut kadar yer tutar, çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen "
Neredeyse hemzemin pencerelerde yediverenler
O kadar da bekledim önünde
Yedi güzel adamın bir tanesi bile çıksa yeterdi Yeni Şükran Oteli’nden
Eline alelacele tutuşturulmuş bir yanlış adres tarifidir belki de hayat,
Eşiğini çizdiğin evlere varış cümlesini öyle bir seçersin ki, daha söz götürmez
Yani Zarifoğlu’nun da dediği gibi ;
"Bitti o şiir başka mısra gerekmez " ...
karşıdaki kıza // ikibinonsekiz
5.0
100% (21)