9
Yorum
38
Beğeni
5,0
Puan
1772
Okunma

kuşumun
ölüm öncesi avuçtaki son görüntüsü;
yüreğimde köz parçası
tüylerim kırık
gagam yara bere içinde
ne zamandır unuttuğum her acı
genzimi yakan bir nakarat rotasında
kuş uçumu ağıda dönüyor
en çocuksu sesimle!
anlattığım kuşa bu ölüm nasıl sığar!
bir unutuluşa sığmayan varlığı
sonsuz bedeniyle avuçlarımda;
konuşamamanın sessiz öfkesi
üzüncün ışık hızına vurması
içimdeki barışın yok oluşu
yüklenip gitti gökyüzümden...
boğucu bir kaos avluda
ayaklarımın altında doğranmış kırıntılar
baharı o müjdelerdi oysa
birgün düşeceğini bile bile
yapayalnız gidiyor şimdi cennetine...
ölüm avuçlarımdan bile büyük değilken
kuşumun cıvıltısı gövdemin her yerinde tufan!
göğüs kafesimi kırarcasına tuttuğum kuş
kucağımda çoğalıp duran ölüm jesti
oysa yem unutkanlığıydı korktuğum kelime
şimdi avuçlarımda çöl özleminde buz bir kütle!
bir ağaç,
en yeşil yerinden başlasın yaprak dökmeye!
bir kedi,
en aç haliyle başlasın yas tutmaya!
bir hayat,
en cıvıltılı sesiyle başlasın muzipçe gülmeye!
bir ölüm,
en itaatkâr duruşuyla başlasın kendinden utanmaya!
aşkla sevdim seni
hangi avucumdaysan, öbürü uçurum
bir çalıya döndü gövdem!
5.0
100% (17)