1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
880
Okunma

Gece tüm çıplaklığıyla düşerken
kapkara dünyama,
Gökyüzü huzuru andıran mavinin masmavi gelinliğini giymiş,
rüzgâra eşlik edip aşk şarkıları mırıldatıyordu yanmaktan köz
olan sol yanıma,
Ve başımı döndüren gülüşünle
hüznün sığ sularına kapılıp ruhumu
teslim ediyordum uca bucağı belli
olmayan dipsiz uçurumlarına,
Günbatımının o eşsiz ihtişamıyla
kamaşan ela gözlerinin efkarlıyla olmuşken çaresiz yüreğim,
İçimin yangınını dindirecek bir tatlı
söze nasıl da kanıyordu,
Oysa yere değen ve toprağa karışan
yağmur damlacıklarıyla bereketini
nakşediyordu ayrılığın
kanayan sancılarına,
Bir tükenmişlik duygusunun peşinden
yuvarlanıp giderken sevdanın
çıkmaz yollarına,
Yalnızlığın limanlarına sığındım,
Aşka kapılarını açıp misafir ve her daim
var olduğuna inandığım umuda sarıldım,
Kalemim dilsizliğini sağırsızlığımla
baş başa bırakırcasına..
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.