2
Yorum
7
Beğeni
4,7
Puan
861
Okunma

Oysa parklara ne kahkahalar biriktirmişti çocuklar
Korku dağlarının altında kalmazdan önce sesleri
Ağızlarını tamda bahara dayamışken tomurcuklar
Tereddütler öğüttü bütün heveslerini
Dizlerindeki derman ne işe yarar ki artık
Renklerinin yokluğuna sarılıyor sokaklar.
Beşer, mevsimlerden vaz geçti bir anda
Nisanın eşiğinde bir Eylül sessizliği
Meydanlarda boy boy ölü hayal anıtları
Umudun girdabında dönüp duruyor kuşlar.
Oysa bu günün yanlışlarıyla
Biz çoktan vurduk yarının doğrularını.
Affedin bizi
Anaların rahminde doğumu bekleyen çocuklar.
Ve asırlık adamlar
Bir bıçağın ağzında yürüyor işte
Yaşıyorlarsa bir gün daha
Yaslandıkları duvarların hatırına
Pencerelerden uzuyor sokağa parmakları
Dokunabilmek için ezan seslerine
Yüzlerine kapandı o ilahi avlular
Yalnız güvercinler duruyor pervazlarında
Kim çevirecek şimdi şadırvan çeşmelerini
Kim dokunacak tahta kapıların kadim kollarına
Silahsız süngüsüz bir düşmana esir düştüler sonunda
Ellerinde kaldı son merhabalar.
Ve mağrip ilk kez yüzleşiyor ölümle bu denli
Sahipsiz ölülerini ağırlıyor kiliseler, havralar
Bir masallık ömrü kaldı çan seslerinin
İşte kibrin en titrek ve cılız hali
Hükmettiği ellerden korkuyor ruhları
Suyun sabunun merhametine sığınacak kadar.
Haydi söyleyin şimdi;
Hangi dürtü uyandıracak sizi bu kabustan.
Siz ki paranın mazlumlara yoksulluk taşıyan atları
Haydi gücünüz varsa aşın
Azrail’in hücrelerinize ördüğü duvarı.
Aç gözlülerin sahte hıçkırıkları değil elbet
İnsan yüreğini bunca dağlayan…
Öyleyse selam olsun her kim varsa
İnsan kimliği sormadan
Bu yıkık duvarlara ağlayan.
Bu ıssızlığa,
Bu sessizliğe
Uzaktan uzağa yüreğini bağlayan
Aydın YÜKSEL-ANKARA
28-03.2020-Cumartesi-01.57
5.0
83% (5)
3.0
17% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.