1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
1498
Okunma

"On dört Şubat 2008
Zaman ne acımasız
Zaman ne vurdumduymaz
Zaman Âhhh zaman
AcıLaRıMı eskitmeyen
Bıkmadan
Usanmadan
Onaran zaman"
.
.
.
.
.
.
.Ölüm nasıl birşey dedi hayat kadına
Kadın atom parçacıkları gibi dağılan aklını başına koydu itinayla
Kanayan kalbini tir tir titreyen parmaklarıyla pansuman yaptı
Offf dedi yine dikiş tutmuyor yaralarım
Dünyanın en yetenekli tabibi gelse neye yarar
Yine şarapnel parçaları esir almış bedenimin her yerini
Ard arda bir hezeyan ki damarlarımda akan kanda
Durdurabilene aşkolsun
.
.
.
.
...Sonra hiç düşünmeden kalbini çıkarıp koydu hayatın avuç içlerine
Ölmeden ölmeyi anlatayım dedi hayata kadın
Daha merdiven dayamamıştı kaburga kemiklerim kırkına
Çığlıklardan inşâ edilen bir ülkeye dönüştü birdenbire bedenim
Yemyeşil bakışlı
Göz bebekleri mavilik doğuran adamı kaybetmiştim
Karıncalar gibi çalışkan
Asil
Merhametli
Şefkat dolu
Cengâver yürekli adamı
Artık ömür boyu kırklanmazdı acılarım
İnce bir hastalıktı içimdeki küçük kızı ansızın büyüten
İnsanin en sevdiği hiç ölmez biliyordum oysa ki
Taaa o on dört şubata kadar
Gurbette üşüyen ellerimi hiç yetim bırakmaz sanıyordum
Tırnaklarım her ağlayışımda tek tek sökülene kadar
Saçlarım ilk beyazlarla o gün tanıştı
Sabah uyandığımda kırlaşan acılarım aynadan bana
"Merhaba" dedi arşipel gözlerime kaçan suskun hıçkırıklarla
Yoktu artık mimar gibi ruhumu kocaman sevgisiyle donatan adam
Yoktu
Rengârenk kelebekler uçuşmayacaktı saçlarımda
Gökyüzünden bütün yıldızlar inmeyecekti her gece
Burnuma konmayacaktı uğur böcekleri
Bana babamı soruyorsunuz ya
Sormayın
Bana adam gibi adam var mı diyorsunuz ya
Demeyin
Ölmedi benim babam
Ölmedi
Bakışlarımda
Saçlarımda
Ellerimde
Ayak izlerimde
Gölgemde
Kalbimde benim babam
Kalbimde
Sormayın artık
Sormayın
Ölmedi o
Ölmedi
Ölmedi
nagi han
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.