3
Yorum
27
Beğeni
0,0
Puan
1224
Okunma
atım olsa üsküdarı geçerdim
yatım olsa,
senden"
kastlar arasında asansör yok sevgili
öyle bir düğmeye basıp da dilediğin kata çıkasın
hem saz ile gitar arasındaki ilişkiyi, bağlamayla" kuramazsın
sosyolojiyi bir yana bırakıp
dersimize dönelim,,
göğsünü saran kaburganın sol cephesinde kuşların vardı
uçma çağına gelen
ve yuvasını terk edecek bir gerekçeye
cesaret yükleyen
kanatlarına refakat için staj görüyordum kalbinde
tedbirliyim bilirsin
kuşlarını diyete sokup
kelebeğe evrilsin diye bir yandan
bir yandan da desen çiziyordum
gözlerinin rengiyle
uçtuk tabi,
ilkin göğü tanıdın
bulutların, sisle kapladığı ambargoyu deldin
dallara konmayı
yağmur içip
kur yapmayı..
ve sonra,
unuttun kafesini
kalbindeki ninniyi
kuş gibi yuvandan
uçup gittiğini
velhasıl,
kendi kanatlarınla çizdiğin rotan
imzan oldu göğünde
kimi ağ gerdi mavinde
kimi yeşil bir düş
yer çekimiyle
ilkler unutulmaz tabi,
hakkı teslim etmek içindi belki
kalbine dönüşün
gözlerinde yar diye açtığın kuyudan
aşk çekmek yerine
kamikaze gibi çakılmıştık hatırla
her şeyi mucizeye bağlamak
alışkanlık tabi
onca yara bereye rağmen
sağ çıkmak
salim olmaya yetmedi..
nihayetinde;
uçurumlar intihar için
tırmanmak,
spor işi
şimdi herkes kendi düşünden mes’ul
bekle ki kuyuya ay düşsün
ya da tabir edilecek
bir rüya görülsün..