21
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
1670
Okunma
Soylu bir kısraktır zaman dediğin,
Geçip gider bir tür, binemediğin,
Neresine düşsen bilemediyin;
Tutsan yelesinden yarar da işe,
Aklım ermez bu sende ki gidişe.
Yolları ayırdık patikalara,
Zamanı biz böldük dakikalara,
Bir hal olup başım düşünce dara;
Gece başucunda korkudur bekler,
En ağır göçünü hastaya yükler.
Zaman içimizde bazen bir umut,
Bazen tepemizde siyah bir bulut,
Bize aldırmadan dağa çıkan kurt;
Su içen ceylandır, göl kıyısında,
Ovayı gözetler bal kayasında...
Zamanın en titrek teline düştüm,
Son demde bir zalim eline düştüm,
Rezil-rüsva oldum, diline düştüm;
Merdiveni yoktur, düşsen çıkılmaz,
Yüzü yok zamanın, dönüp, bakılmaz.
Zaman gergefini, işler yüzüme,
Acı bir ezgidir düşer sazıma,
Bazen kar olup da yağar yazıma;
Kalırız baş başa beni anlamaz,
Sen kahrolursun da, o asla tınmaz!
Bir tohumu yok mu, ekemez miyim?
Köksüz müdür, tutup, dikemez miyim?
Yok mudur yuları, çekemez miyim?
Ben çekmezsem, tutup beni çekecek,
Bir ibrişim sanıp, tutup bükecek...
Hayrettin YAZICI
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.