0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1028
Okunma
gökyüzü toprakla öpüştüğü bir vakit
bir yağmur damlası gri bir buluta sarılmıştı
çiçekler koparılmaktan korkuyordu
bense duvarda gölgeme rastlamış
birikmiş özlemin hayalini kuruyorum
oysa kardelen başkaldırıyordu
güneşin yakıcı sıcaklığına karşı
belki de aşktı bu
belki de özlem
belki de umut
geceye dökülen yıldızlar
bir kadının saçlarına düşen yıldızları anımsatıyordu
sofraya konan ekmek kadar sıcak
yarına dair kurulan düş kadar anlamlıydı
sabahı bekleyen şafak kadar sabırsız
gök mavisi bulutlar kadar özgür
sırtlanan yük kadar gerçekti
kurşunsuz bir yalnızlığın ölümü
çelikten soğuk yüzler
ele sığmayan yalnızlık
aynanın yüzüme yansıyan tanımsız silüeti
dişle dudak sıkımı kadardı belki de
çıkmaz bir umut karşısındayım
yolumu bulmaya çalışıyorum
yol uzak
yol karanlık
yol engebeli
yol çıkmaz bir sokak
alev sarmış bir saman sarısı gibi yol
şimdi bağırsam içimden
içimdeki sesi bir tek ben duyarım
içimde kaç şiddetinde deprem olur
kim bilir kaç faili cinayet olurum
kim bilir kaç yitik kent
kaç ölüm
kaç özlem
sokakları süpüren rüzgarım belki de
belki de ağaçtan düşen yaprak
yada denizdeki dalga
ne bir ses
ne bir nefes
nede bir ölüm durdurabilir beni
sessizliğin sesi
özlemin nefesi
hayatın ta kendisiyim ben
ibrahim dalkılıç
04.05.2018
00.15 izmir
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.