2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
1330
Okunma
Bir hastanenin odasındaydım gittiğinde.
Kasım’dı ve soğuk.
Sevişmiştik..
Ellerini tutma bahanesini düşünüyordum.
Soğuk duvarlar, ve bir parça şiir.
Sonra ölüm gibi düştü yokluğu göz kapaklarımdan.
Usulca, çekildin damarlarımdan
Yerinde öylece bırakılmış bir enkaz yığını gibi dağıldım.
Buz gibi,
Hiç gibi üryan bir Anadan...
Ve itiraf ediyorum,
Üşüdüm..
Şimdi her yağmur yağdığında,
Paslı bir vazonun ucunu kırıyor kalemim.
Ben yine yazmaya niyetleniyorum hiç dokunmadığım ellerini.
Satırlar boş
Göğsümde ayak izlerin..
Sevişmiştik..
Yorgun cümleler kurarken birbirimize.
İğde ağaçları doğmuştu, süt kokuyordu eli ağzında çocuklar.
Ayaz vaktiydi...
Sevişmiştik..
Ulu orta küçük bir oda’da ben,
Sen orda.
Baygın bir serçenin kursağında duruyordu aşk.
Öznesi silinmiş yarım bir ay
Sarhoştum ve çıplak.
Ayaklarımda bir yığın ısırgan otu
Duvarlar yıkılıyordu üstüme
Sesin sesime karışıyordu, ben sana.
Sevişmiştik..
Biraz kızıl,
Biraz mavi,
Biraz, uykulu ve ağır..
Sonra uyandım
Soğuk bir hastane odasında
taş duvarlar vardı.
Biraz tuz,
Biraz su.
Ve ıslak dudaklarım ve acı..
Kör bir bıçağın ucunda kesildi bileklerim.
Saçlarımı sıfıra vurdular,
Kalbimi kurşuna.
Sustum..
Beli eğri bir kasımın ortasında.
Sonra uyandım.
Bir daha uyandım.
Bir daha yazdım adını adımın yanına
Şiir bitti...
Soldu bütün papatyalar.
Buz gibi bir hastanenin odasında.
Bu yüzden
Ekimi hiç affetmiyorum.
Seni de...
Özge Özgen
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.