13
Yorum
33
Beğeni
0,0
Puan
1961
Okunma

Karaçamlara yoldaş Mursal’ın yamacında
Kök salmışlar toprağa dua bekleyen taşlar
Çalkalandıkça hasret Zelle’nin bakracında
Alçalır birer birer yüksekten uçan kuşlar
Rüzgâr eser aniden uçuşur sisli perde
Tekrarlanır her bayram inancın mükâfatı
Ovanın gökyüzüyle birleştiği o yerde
Dedemin silueti mahmuzlarken kır atı
Kıvrım kıvrım toprak yol Çubuklu’yu aşınca
Sığlalar gölgesinde dereye eşlik eder
Taş köprüyü geçip de avluya ulaşınca
Ne dert kalır insanda ne mutsuzluk ne keder
Tan yeri ağarırken dağlar yanak yanağa
Gümüşten saçlarını düşürürler vadiye
Mor yağmurla yıkanan huzur sesi kulağa
Yüzyıllık kavakların yaprağından hediye
Kabartılmış yün gibi bulutlar öbek öbek
Öğle vaktinde güneş tepede altın sini
Kırmızı sardunyayla cilveleşir kelebek
Tutup öpesim gelir yaşama hevesini
Kıyıda salkım söğüt arz-ı endam ederken
Minnetini gizlemez el pençe divan durur
O narin dallarını suya ikram ederken
Gölgesinde dinlenen ne şanslıdır ne mesrur
Terkedilmiş boş evin kiremitsiz bacası
Omuz verir asmanın üzüm yüklü dalına
Sağır kulak, destenbel, kanalda su yoncası
Doyulur mu kırların şifalı hardalına
Eski su değirmeni yıllara meydan okur
Çark döndükçe yazılır buğdayın hikâyesi
Sac üstünde bazlama, çaydanlık fokur fokur
Mutlu an biriktirmek yaşamanın gayesi
Hicran Aydın Akçakaya
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.