9
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
2730
Okunma
Yaşadığımız o günleri aratan
Solistler geçiyordu mekandan
Kendine yabancı şehrin gözlerine nazır
Yıldırım Gürses söylüyordu radyodan
Som altından taç olsan
Al ipekten şal olsan
peteklerden bal olsan
Affetmem asla sizi...
Der gibiydi...
İstanbul
Sevenlerine...
Aldı götürdü bizi eski günlere...
Telvesi şekil almış fincanlar
Hale Jale
Yakın civar öte mahalle
Uçurduk zamanı acı tatlı hasbihâl içinde
Saat Akşamın beşi
Dışarıda yağmur
Yollarda anarşi
Ürkek emoji simalar
Küplere binmiş klaksonlar
Çok insan çok ses çok araba..
Yine o tatlı tuzlu mülteci kız...orada
Neşeli çöp adamlar çizmek ister gibi
Camekana dokundu ıslak elleri.....
Başkaydı onda yağmurun adı ....
Kekre gibiydi buruktu tadı
Eski günlerde yoktu böyle karmaşa
Su kattılar memleketin aşına
Doldu İstanbul dışarlıklı
Taşınmazlar yapıldı çok katlı
Ay yüzlü çekirdek zamanı
Serin geçiyor yazlar şubat ayarlı
Eflatun vapur dumanlarının
Serpilme ayında İnci gibi açardı oysa
tomurcukları....
Baharcı ruhları gülümseten
Sıcağı özleten şarkıları
Nisan yağmurlarıyla ıslanan
Tramvay camları...
Beyoğlunun sıra dışı insanları..
Ihlamur kokulu Maçkasında
Vadiye uzanırdı sefalı parkı
Halici, Eyüp Sultanı, Emirganı
denizin köpüğüne bulanmış martıların
İstanbul kokan
Katransız kanatları
Avrupa-Anadolu yakaları
Ada vapurundan inerdi
Behiye insanları...
Tebessüm taşırdı huzurlu yüz hatları...
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.