2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
482
Okunma
yasak bir şehri adımlıyorum umarsızca
sınır dışı edilen bir sevdayı
azat edercesine salıyorum gökyüzüne
nasıl bir zindan bu
nasıl bir dünya hali
ve nasıl bir geç kalınmışlık
ah sevdanın soğuk yüzü
ah bıçak kesiği
ah ruhsuz adam
ruhsuz beden
ruhsuz ten
ruhsuz elim
ama soğuk bir duvara sırtımı yaslıyorum
sancısız, acımasız ve kanamasız
sevdanın içimi titretmesi
sevdanın içimi darmadağın etmesi
ve sevdanın içimi enkaz altında bırakması
bir depremin sancıyan yanıyım ben
içimde sınırları ihlal eden özlemek
sana da yazıklar olsun
bir mahkum kadar özgür olamadık seninle
hep bir zindanın içindeyiz
hep bir kör kapının ardındayız
ve hep bir idam sehpası
korkak ve titrek bedenlerimizi sarmış
bir acizlik
bir çaresizlik sarmış dört bir yanımı
yüreğine çivi çakılmış bir sevdayım ben
pas tutarcasına bekliyorum
derme çatma bir bedenin içinde
bazen bir savaşın içindeyim
bazen bir yenilgide
bazende bir zaferde karşılaşılan
ekmek kırıntısıyım ben
kuşlara arkadaş
karıncaya yoldaş olurum
ama en çokta gökyüzüne bulut
yeryüzüne yağan yağmur damlasıyım
sevmeyi çok isterim
ama hiç istediğim olmaz bu yaşamda
sonra eline düşen ayaz
yanağına düşen kar kadar soğur içim
o kadar çok dert varken içimde
bir tek sol yanım acır umarsızca
ibrahim dalkılıç
24/01/2017
21:30 izmir
5.0
100% (3)