1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1247
Okunma

parmak uçlarım yanıyor
çok ateş içmişim
artık hiç bir şeye susamıyorum
artık her şeye susuyorum...
şafağın kızılı çocukluğumu çalıyor mızıkayla
bulutların teni koruyor bekâretini hala
bu utangaç mavilik ne kadar da ruhuma yakın
yüreğim, şu toprak kadar yalın mıdır acaba
ya uçurum kenarında uçuşan saçlarım
yağmura şefkat dileniyor mudur hala
rüzgarın soğuk ve görünmez elleri var
dolanıp duruyor boğazıma...
ne kadar da dik duruyorum
umutlarımı bir bir ilikliyorum omurgama
ben acı dolu bir çığlığa sığdım sığalı
kutsuyorum mühürleri dudaklarımda...
siyaha aç korkular kaçışıyor tavanda
gecenin kuytusuna sürülüyor kahkaha
saatler duruyor her sokağın başında
ayın frenleri patlıyor
işte o zaman
şehirin gözleri topluyor
ciğerimde yalazlanan ışıkları
pencereler kapanıyor usulca
çalkalanıyor şakağımda
kentin can çekişen şarkıları
âh gözlerimi sızlatıyor
kalbim eşiğinde avucunu açmış yarınlar
tanrım, göğsüme mi çivilediler aynaları
parçalandıkça içim
benliğimden bin insan
canımdan dünya sökülüyor...
✒T.Y.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.