Kaç katlı bir ilkbahardı öncesiz
kimbilir kaç yıl önceydi
at kuyruklu saçlarımız
aynaya bakıyorduk durmadan
evden çıkmadan kapı önünde oynnadığımız
günlerde
kırlara koşardık ikindi üstü
ana abla komşu kızı züleyha
suphiye hoca, eyüp hocanın hanımı sarı saçlı demet
bol bol sigara tüttürürdü
nahiyenin tek üç katlı binasının ikinci katındaki balkonda
yol boyu yürürüşe çıkarlardı akşamüstleri
dönemeç yollarda
sıra sıra zeytinliklerde
ilkbaharda
kırmızı mor beyaz laleler toplardık
elimize demet demet
ıslatırdık evimize gelince
konverve kavanoz şişelerine
kısa saplıları kupaya
tahta kapaklı pencerenin iç kısmındaki camın arkasına
solgun sarı papatyalar açmıştı kırlarda ilk heyecan toprakta
müjdeci kumrular ve serçeler yere düşen cemre
kesik kesik ak
bulutlar
dağların köylerin üstünden geçiyordu
baktığında
zamandan seslenen gelincikler
saksıda karanfiller şerife teyzenin bahçesinde
mor sümbüller
duvar dibinde öbek öbek karakulaklar
dalıp gidiyordu
çalıyordu
zaman zaman ayrılık saati sessiz sedasız
kapımız penceremiz
geceleri üstünden
yıldızlar kayıp giderken
karayelden sonraki
yağmurdan çamurdan
yuva yapardı kırlangıçlar saçak altlarına bir karkaşa nevroz
kışı bırakıp giderken arkada sonsuz bir tebessüm
görünür aynada toprağa gömülür yıkılan umutlarımız
sarıkız
dudağımızın kıyılarında
gecekondular
aşkın saçlarını tarıyor..
kırık hikayelerin ve
ölüme berdel özgürlük...
ve sonsuzluk sonsuzluk sonsuza dek tutsak!
kuş cıvıltıları... "sarı saçlarından sen suçlusun!"
Nurten Ak Aygen
20/10/2016