Bir deliyle başederken, yapılacak en mantıklı şey normal rolü yapmak. hermann hesse
Necati Daştan
Necati Daştan

NASIL HAKİM OLDUM

Yorum

NASIL HAKİM OLDUM

( 2 kişi )

1

Yorum

1

Beğeni

5,0

Puan

1282

Okunma

NASIL HAKİM OLDUM

NASIL HAKİM OLDUM

NASIL HAKİM OLDUM





Yıl 1998. Sivas Temeltepe’de askerim.
Askerden önce girmiş olduğum hakimlik mülakatında elendim. Sınavda yaşanan hukuksuzluklar beni derin bir hayal kırıklığına uğrattığı için hakimlikten vaz geçmiştim.



Lakin bizim vazgeçmemiz kaderin senaryosunu bitirmiyor. Annemin hayali beni hakim olarak görmek.

Annemin ısrarlarına karşı koyamadığım için bir kez daha sınava girmeye karar verdim. Ancak bu sınav askerliğime denk geldi. Yani sınavı kazanmak imkansız bir şey. Ama anne sözünü dinleyince yardım da bir yerlerden geliyor galiba.



Askerlik yaparken hakimlik sınavına girdim. Sınava giderken belki hiçbir hakimin yaşamadığı ve yaşamayı hayal bile edemediği çok ilginç olaylar yaşadım.

Hakimlik sınavı için mazeret izni aldım ve takım komutanıyla görüştüm.

Kışladan ayrılmadan takım komutanı üsteğmen O.C. beni çağırdı. Bana Necati Çavuş madem Ankara’ya gidiyorsun bölüğümüzün bazı ihtiyaçları var bunları al gel dedi.

Ben de ihtiyaçları not ettim sınav dönüşünde bana bahsettiği bir takım kırtasiye malzemelerini aldım geldim. İzin dönüşü komutan beni gördü malzemeleri getirdin mi diye sordum. Ben de evet getirdim teslim ettim dedim. Ancak bir tuhaflık vardı bana başka bir soru sormadı.

Bana ne kadar para harcadın faturası ne diye sormadı. Ben de galiba bunun üzerine yatacaklar diye düşünerek şeytanla dalaşmaktansa sessiz kalmayı tercih ettim. Yeter ki bu asker ocağında başıma iş almayayım. Ancak sessiz kalmak huzur için yeterli olmuyor onu yaşayarak öğrendim. Çünkü bilmediğim bir alemde yaşıyorum. Kimin kimi koruduğunu kiminle iş tuttuğunu bilmiyorum.



O gün kışlaya döndüğümde çok yorgundum. Hem yoldan gelmişim hem de o akşam kışlada gece eğitimi var. Askerde yorgunluk diye bir mazeret yok.

Yol yorgunuyum ancak yol yorgunu olmama rağmen bana hem gece eğitimi komutanlığı hem de kule nöbeti yazmışlar.
Normalde izinden dönen bir insana o gün nöbet yazılmaz ancak burası Temeltepe. Ben gece eğitimini sırasında nöbet saatim geldiği için nöbete gittim dönüşte saat 22.45’te yani gece eğitimin bitmesine 15 dakika kalmış.

Benim askerin başına gitmem zaten anlamsız olacağı için son 15 dakika için aşağı inmemin anlamı olmayacağını düşündüğümden üstelik yorgunluk da var uyumayı daha kendime uygun buldum ve yattım.

Bölüğün diğer uzman çavuşları benim uyuduğumu fark edince tutanak tutmuşlar. Bölük komutanına vermişler bölük komutanı sabah beni savunmaya çağırdı.

Kalemde bilgisayarın başında atari oynuyordu.

Neşeli neşeli yazıcıya diyor ki: Sor bakalım dün gece eğitim saatinde uyuyan Necati savunmasında ne anlatacak.

Tabii ben bu duruma çok üzüldüm benim halimi anlaşılmaması beni çok üzdü. Komutan yazıcı kanalıyla bana sorular soruyor ama ben cevap vermiyorum. Komutanım dedim ben savunmamı yazılı yapmak istiyorum.

Neden diye sordu ola ki şifahen ağzımdan yanlış bir kelime kaçar sıkıntı yaşarım dedim. O da tamam dedi Sen yazılı savunma ver ben savunmamı yazılı verdim yazıcı savunmamı bilgisayara geçti komutan bilgisayarda oyun oynarken sırtı bizlere dönük halde oku bakalım Necati çavuş ne yazmış dedi.

Yazıcı savunmayı okuyunca komutan birden ayağa zıpladı Bu nasıl savunma diye bağırdı.

Böyle savunma mı olur dedi resmen bizi yere gömmüşsün dedi. Ben de istifimi bozmadan çok soğukkanlı bir şekilde: Komutanım savunma anayasa ile teminat altına alınmıştır ve savunma hürdür. Herkes suç olmadığı müddetçe kendini istediği gibi savunabilir deyince komutanın harareti söndü ve masaya oturdu.

Savunmada şunları yazmıştım ben bölüğüm için elimden gelen bütün fedakarlıkları yaptığım halde üzerime vazife olmadığı halde bölümün bir takım maddi ihtiyaçlarını cebimden karşıladığım halde komutanların bana yaptıkları bu kötülüğü anlam veremiyorum bunu bir türlü içime sindiremiyorum deyince komutanın rengi attı kıpkırmızı oldu ortalık tam bir yangın yeri oldu bölük karıştı komutan ne yapacağını bilemedi öyle bir yerden öyle bir hamle geldi ki komutan adeta can evinden vurulmuştur.

Çünkü bu savunma yukarıya ya da mahkemeye intikal ederse bir çok komutanın meslekten atılması anlamına geliyordu küçük bir tutana küçük bir disiplin cezasını gerektiren tutanak nerelere gelmişti halbuki bana verecekleri en büyük ceza 3 günlük disk koydu gece eğitiminde uyumuşum ama komutanların rütbesi sökülebilirdi görevden atılabilirdi bölük çalkalandı Bir hafta komutanın aklı başına gelmedi sonra bir şekilde dosya kapatıldı onlar beni cezaevine diskoya gönderemedi Ben de yazdığım savunmayı geri aldım.

Kolay bir şekilde kapatılmıştı ama komutanlık makamı yara almıştı bir erin karşısında komutanlar Büyük bir risk atlatmışlardı bunun hazmedilmesi kolay bir şey değildi.
Olayı kapatıldıktan sonra ben de içimdeki öfkeyi dindiremediğim için bir gün uzman çavuşların yanına vardım bana neden böyle davrandınız neden beni anlamadınız son 15 dakika için tutanak tuttunuz dedim onlar da sen askerinde biz ilgilenmek zorunda değiliz gibi cevap verdiler ben de sinirlendim onlara şöyle dedim peki bundan sonra erkekseniz benim gözümün önünde bir askere tokatlayınca görelim bakalım dedim. Bunlar da işi gücü bırakıp bölük komutanına şikayete gitmişler.

Komutanım Necati çavuş bizi tehdit ediyor bundan sonra askere vuramayacakmışız. Komutan beni çağırdı. Necati, uzman çavuşları tehdit etmişsin. Ben ise hayır komutanım yalan söylüyorlar. Ben onlara şunu söyledim. Sizin disiplinsiz bir hareketinizi görmeyeceğim görürsem gereğini yaparım dedim. Komutan ise onlara dönerek(zaten ilk olaydan yaralı olan komutan benimle dalaşmak istemiyor) Necati yanlış bir şey söylememiş dedi olayı kapattı.

Olay bu şekilde kapatıldı ama komutan benim bu çıkışım nedeniyle kendini vurgun yemiş gibi hissettiği için bunu bir türlü hazmedemiyordu. Ben gözlerinden hissediyorum yani bana zarar vermek için fırsat kolluyorlardı.

Nitekim çok geçmeden fırsatı da buldular. Ben yazılı sınavı kazandım mülakata gideceğim komutandan izin istedim. Komutan bana izin vermedi.

Ben sana izin vermem dedi düşünün hayatınızın en önemli olayı hakimlik sınavını kazanmışsınız mülakata gireceksiniz ve öyle bir mülakat ki kazanma ihtimaliniz %99.

Çünkü 500 kişi alınacak 430 kişi yazılı sınavı geçmiş yani eleme şansları yok. Sadece güvenlik soruşturmasına takılanlar elenebilir.

Böyle bir sınava sizi askeriyeden göndermiyorlar. Benim yerimde siz olsanız ne yapardınız bir düşünün.

Komutan izin vermeyince artık kafamda deli senaryolar üretmeye başladım. En son Sivas kışladan firar etmeyi kafama koydum ve planladım. Kaçacağım güzergahı belirledim.

Kışlanın tel örgülerinin biraz aşağısında bir mağara vardı. Bu mağaranın hemen aşağısında ise karayolu.

Yani yolla tel örgüler arasında bir mağara var o mağaraya dışarıdan insanların gelme ihtimali zayıftı. Çünkü askeri bölgeye yakın olduğu için nöbetçiler tarafından vurulabilirlerdi.

Ben sivil kıyafetlerimi mağaraya koydum ve bir şekilde firar ederken kamuflajı mağaraya bırakıp sivil kıyafetlerimle yola inip oradan firar etmeyi planladım.

Mülakat salonuna girinceye kadar yakalanmamam benim için yeterli oluyordu. Mülakattan çıktıktan sonra istedikleri kadar yakalasınlar. İstedikleri kadar discoya(askeri disiplin cezaevinin askeriyedeki adı) göndersinler cezaevine.

Firar düşüncesini zihnimde oturttuktan sonra bir hamle daha yaptım. Kaçma düşüncemi kışla da tüm askerler arasında yaydım. Fısıltı halinde yukarılara çıkmasını amaçladım. Çünkü sonuna kadar haklıydım. Bana çocukluğumda öğretilen bir gerek haklı olduğun davada dünya üzerine gelse geri adım atma.

Bu şekilde bu işin komutanım kulağına gitmesini sağladım. Çünkü şunu biliyordum ki komutanın bana izin vermeme lüksü yoktu. Belki izni daha yukarıdan da alabilirdim. Lakin bunu riske etmenin bir anlamı yok zamanla yarışıyordum. Üstelik buna mecalim bile yoktu.



Bir kaç gün sonra komutanın habercisi benim devre arkadaşım olduğu için bana geldi. Necati dedi şu an komutanın en keyifli zamanı eşiyle konuştu. Kahkahalar atıyordu şu anda gidersen sana zorluk çıkarmadan izin verebilir dedi. Sınava bir haftalık bir zaman kalmıştı. Huzura çıktım. Komutanım ben hakim sınavını kazandım mülakat için izin istiyorum dedim.

Bana zorluk çıkarmadan görevlerini layıkı ile yaparsan izin veririm dedi. İzin veriyor ama beni de tetikte tutuyor.

Komutanım ben zaten kurallara uyan bir askerim diyerek izin alarak gittim mülakatı kazandım. O gün bedelli askerliğin ne kadar değerli olduğunu düşündüm ve çocuklarıma bu askerliği yaptırmayacağıma karar verdim.

Döndüm ancak iş bitmedi. Sağlık raporu almam gerekiyor. Komutana çıktım komutanım mülakatı kazandım sağlık raporu almam için sizden izin istiyorum çünkü askeri hastane bunu veremiyor devlet hastanesinden almam gerekiyor.

Ben senin göndermem dedi. Tam bir kabus gibi. Bazen diyordum ki yarabbi bu kadar acıyı ve zorluğu neden çekiyorum bunda nasıl bir hikmet olabilir ki diyordum.

Al sana bir engel daha. Kara kara düşünüyorum. Bu arada ailemle telefon diplomasisi yapıyordum. Acaba kışladan kaçsam mı her şeyi düşünüyordum. Bir gün sevk alarak askeri hastaneye gittim askeri hastanenin tabip yarbayla görüştüm.

Bana izin vermeyen komutandan bahsetmiyorum. Çünkü aralarının nasıl olduğunu bilemiyorum. Gerçekleri söylediğimde başıma ne çorap örüleceğini de bilmiyorum. Şu manzaraya bakar mısınız bir Mehmetçik haklı olduğu halde hakkını bir makamda aramaktan imtina ediyor. Çünkü kadrolara güvenmiyor. Türk ordusu adına ne büyük bir kayıp.



Ben doğrudan komutanım dedim ben burada kısa dönem askerlik yapıyorum. Hakimlik sınavını kazandım. Bir sağlık raporu almam lazım siz bana bir sağlık raporu verebilir misiniz diye sordum. O da bana nasıl bir rapor diye sordu.

Ben ise sağlık raporunun altına Türkiye’nin her yerinde hakim savcılık yapabilir diye bir not eklemeniz lazım dedim. O ise hayır biz onu yapamayız dedi. Biz sadece tespit içeren bir rapor yazabiliriz. Yani gözlük numarası şu sağlık durumu şu diye bir rapor verebiliriz. Ben bu sözleri işitince ben kapalı kapıların açılacağına inandım ve tamam komutanım dedim.

Bu benim için yeterli olabilir dedim. Komutan ekledi. Ancak dedi bizim hastanede bazı poliklinikler yok mesela psikiyatri bölümü yok bunlar için seni dışarıya sevk etmemiz gerekiyor dedi.

Bu bölümleri dışarıdan tamamlamamız lazım deyince kapılar açılmaya başlamıştı



Sivas askeri hastanesinde tetkiklerime başladım perşembe cuma beni devlet hastanesine sevk edeceklerdi eksik kalan bölümleri oradan alacaktım. O esnada hemen devlet hastanesi başhekimini telefonla aradım kendimi tanıttım. Doktorum dedim ben askeriyeden çıkamıyorum hakimlik için rapor lazım bana dedim. Buradan izin almakta zorlanıyorum ancak iki günlük dışarı çıkma imkanım var dedim bu süre içinde yardımcı olabilir misiniz sağlık raporu almam lazım deyince kabul etti.

Kışladan çıkar çıkmaz başhekimin yanına uğradım. Çok hızlı bir şekilde bütün bölümleri dolaştım bir buçuk günde raporu alıp cebime koydum. Ancak bir sorun daha vardı Sivas Adli Komisyon Başkanlığından bir belge almam gerekiyordu.

Ancak hastaneden yine çıkamıyorum ve üniformayla sokakta yürümem yasak. Yakalansam beni direkt discoya gönedirirler. Adliyede komisyon başkanı yok.

Her şey tam bir film gibi komisyon Başkanı o gün gelmemiş tam adliyeden çıkarken katibin biri dur dedi biraz önce komisyon Başkanı aradı burada bir evrak unutmuş. 10 dakikalığına buraya uğrayıp gidecek dedi. Ben de umutlandım ve bekledim komisyon Başkanı geldi görüştüm evrakı aldım çıktım ve kışlaya döndüm. Bunu kazasız atlattım.





Bu şekilde evrakları postaya verdim ve hakim oldum.
Yıllar sonra yani tam 10 yıl sonra Sivas’tan bir otomobil almak için savcı arkadaşımla beraber Sivas’a geldik.

Onun arkadaşı Temeltepe’de astsubaydı. Benimle tanışınca ve benim Temel tepede görev yaptığımı öğrenince ya üstat dedi o Necati Sen misin. Ne oldu üstad hayırdır dedim



İlk geldiğim günden beni senin adını duyuyorum komutanlar arasında burada komutanlara adeta kök söktürmüşsün helal olsun sana dedi. Ben ise sana nasıl anlattılar bilmiyorum ama bir de olayı benden dinle dedim ve anlattım. Şok geçirdi. Utandım teşkilatımdan dedi.



Kader herkese aynı yüzünü göstermez hakimlik mesleğine girişim çok zor oldu. Hikmetinedir bilmiyorum ancak bildiğimi bir şey var zor işlerin sonu güzel olur.

(Yargı Kürsüsünden Hatıralar)

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Nasıl hakim oldum Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Nasıl hakim oldum yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
NASIL HAKİM OLDUM yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
Ke
Kendi Halinde, @kendihalinde
15.8.2026 18:43:59
5 puan verdi
İçim daraldı okurken, yazınızdan değil yaşadıklarınızdan. Hakim oldunuz ya rahatladım. Kaleminize sağlık. Hak ve adalet hep sizinle olsun.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL