0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
347
Okunma
ADALETİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Bu yazımızda şimdiye kadar yazdıklarımızın çok ötesinde başka bir pencereden yargıya bakmayı planlıyoruz.
Önce bir soru
Bu yazıyı okuyanlar arasında tek bir kişi dahi ben bu adalete sonsuz güveniyorum başıma bir olay geldiğinde mutlaka hakkımı alacağıma inanıyorum diyen bir kişi çıkabilir mi.?
Ben inanıyorum diyenler lütfen özelden bana yazsınlar?
Peki bu neden kaynaklanıyor niçin adalete sonsuz güvenemiyoruz?
Bir an için kanunların mükemmel ve sistemin kusursuz olduğunu düşünelim adalete yardımcı olacak birimlerin de kusursuz olduğunu düşünelim peki bu yeterli mi ?
Hayır!
Adım adım irdeleyelim
Önce şu tespitle başlayalım yargı mesleğinde adalet için en yetenekli en idealist insanlar mı var.
Yani bir ülkenin insan popülasyonu içinde hakimlik ve savcılık için en yetenekli insanlar seçildi mi farz edelim ki bu mesleği en çok isteyen en idealist ve en yetenekli insanlar seçildi peki sorun bitiyor mu?
Hayır Çünkü kimi nereye koyacağımız da önemli Kimin hangi yetenekte olduğu adaletin hangi mekanizmasın da kimin olduğu da çok önemlidir.
Bir de mesleki motivasyon var onu şimdilik bir kenara koyalım.
Yanlış insanları yanlış makama koyduğunuzda işler sarpa sarabiliyor.
Peki bu yeterli mi değil.
Bir aşaması daha var
Bu meslek mensuplarının mesleki derinliklerini artırabildik mi yani bulundukları yerden bir üst çıtaya çıkarabildik mi ya da bu motivasyonu daimi kılabildik mi? Motivasyonun bir inşa süreci bir de sürdürülebilirlik fonksiyonu önemlidir.
Bu da yeterli değil.
Bu yargı mensuplarında adaletsizliğe karşı bir direnç motivasyonu var mı yani adaletin köreltilmesine manipüle edilmesine ve
rayından çıkarılmasına karşı nasıl bir dirence ve nasıl bir inanca sahipler. Bunun için gerekirse bedel ödemeyi size alabilecek bir karaktere sahipler mi bunların da bilinmesi gerekiyor.
Bunlar yeterli mi ?
Hayır Mecelle diyor ki karar verecek hakimin aç olmaması sinirli olmaması uykusuz olmaması yorgun olmaması gerektiğine dair işaretler var ve yine Mecelle şöyle diyor şu özelliklere sahip olmalıdır.
Hakîm: Hukuku çok iyi bilen ve adaletle hükmeden.Fehîm: Olayları kolayca kavrayan ve zeki olan.Müstakîm: Adaletli, dosdoğru ve tarafsız olan.Emîn: Güvenilir, rüşvet almayan ve sır tutan.Mekîn: Ağırbaşlı ve saygın duruşlu.Metin: Cesur, sarsılmaz ve kararlarından dönmeyen.
Bir de fiili olarak hakimden Hakime değişen ve olayın talih yönüne de bakan bir başka yön daha var ama onu buraya almamız yanlış anlaşılabileceği için o konuya şimdilik temas etmek istemiyoruz.
Bu yazıda yazdıklarımızın ne kadarını sağlayabileceğimizi hiç düşündünüz mü?
O yüzden adalete neden uzak kaldığımız yeterince anlaşılabiliyor değil mi
Bu dünyada mutlak Adalet muhaldir gerçek adalet kalplerdekini bilen yüce yaratıcının huzurundaki büyük mahkemededir.
Bizler ancak irademizle imkanlarımızla ve aklımızla adalete ne kadar yaklaşabilirsek O kadar kârdayız anlayışıyla hareket etmek zorundayız.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.