Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin. don herold
Necati Daştan
Necati Daştan

SURİYE İZLENİMLERİ

Yorum

SURİYE İZLENİMLERİ

( 2 kişi )

2

Yorum

4

Beğeni

5,0

Puan

351

Okunma

SURİYE İZLENİMLERİ

SURİYE İZLENİMLERİ

SURİYE İZLENİMLERİ

Suriye’ye girdiğimizde gözümüze ilk çarpan manzara yolların son derece bozulmuş ve tamire muhtaç hale gelmiş olmasıdır.. ülkenin geri kalmışlığını ve insanların sefaletini söylemeye gerek bile yok.

Sınırdan Halep’e oradan da Şam’a geçtik.

Hilaf olmasın en az 1.000 çukura arabamız düştü ya da düşmekten son anda kurtuldu yani devlet o kadar aciz ki küçük bir yamayı , bile yapamıyor.

Tabii bunun yanında vatandaşlara da anlamak mümkün değil devletin yetişemediği yerlerde herkes kendi evinin ve iş yerinin önündeki çukurları tamamlamış olsa büyük bir sıkıntı giderilmiş olur.

Bunun dışında bombalanmış binalar savaşın en derin izlerini yüzünüze bir yumruk gibi vuruyordu.

Binalara bakamaz olmuştuk zira manzara yüreğimizi yakıp geçiyordu. Nice çocuklar nice insanların bombaların altında can verdiğini bir an hayalimden geçerdim.

Özellikle Halepte ve Humus’ta yer yer binalara bir kin ve öfke ile saldırıldığını binlerce bomba ve uçaksavar mermisi isabet ettiğini veya uçaktan bombalandığını görüyoruz.

Halep’te insanlar yorgun ,motivasyonları yıkılmış nüfus kaybolmuş sevdiklerini kaybetmiş ticari hayat bitik noktasına gelmiş yani insanlar mutlu olmak için küçük de olsa bir bahane arıyorlar.

Mutlu olacak argümanlar yok olmuş dükkanların onda sekizi boş nüfus savaştan önce 5 milyon 700.
Şu an 10 milyon olması gereken nüfus 2,5 milyona düşmüş.

Bu çok acı bir tablo.

Devletin sahipsizliği ya da devletin içeriden bölünmesinin ağır tahribatını burada görebiliyoruz.

Şam’a doğru yola çıkarken Hama nispeten daha korunmuş gibi gözümüze çarptı ama Humus da çok derin yaralar derin hasarlar gördük.en sert çatışma ünlü komutan Halit Bin velit türbesi önünde cereyan etmiş..

Humus’taki çatışmalar daha sert olduğunu gördük ve bize söylenen şu Humus Suriye topraklarındaki en munis en güzel insanların olduğu yer.

Burada daha büyük acılar daha büyük tahribatlar yaşanmış binlerce kadının ırzına geçilmiş binlerce çocuk öldürülmüş belki işkence edilmiş bunların sayısını bilmiyoruz ama 23 milyonluk Suriye nüfusunun şu an belki 13 milyonu dışarıda yaşıyor olabilir.

Şam’a vardığımızda sokaklarda her ne kadar kargaşa hakim olsa da Şam’da devlet otoritesinin avantajlarını görebiliyoruz.

Şamın dış bölgelerinde binalardaki bombalama izlerini görsek de şehir merkezi nispeten korunmuş durumda. Nüfus da korunmuş durumda.

Şam sokaklarına girdiğimizde manzara her halinden belli oluyordu.
Üke çok geriye gitmiş sokaklarda seyyar satıcılar dilencilerle doku.

Hayat kalitesini düşüren unsurlar aç ve parasız insan çok bu durum toplumsal ahlaka da yansımış bize söylenen Halep’te eskiden insanların %90 düzgün ahlaklı ve dürüst insanlardı şimdi hırsızlar yankesiciler zorbalar ülkeyi hakim olmuş durumdalar. Ülkenin %60’ının sorunu olduğu söyleniyor.
Bir savaşın toplumu ne hale getirdiğini çıplak gözle görebiliyoruz. Belki de Savaş önce ahlakı yok ediyordu.

Şunu anladım ki düşmanınız ne kadar büyük olursa olsun dış düşmanla savaşmak iç savaştan her zaman kolay.

Çünkü kiminle savaştığınızı biliyorsunuz.

İç savaşta kimin yanında kalacağınızı bilmiyorsunuz yarın kimin üstünlük kazanacağını bilemiyorsunuz Bu da sizi bir ikileme sokuyor ya ülkeyi terk edeceksiniz ya da bir taraftan olmak zorundasınız.
O yüzden insanlar ülkeyi terk etmişler.

Allah bütün ülkemizi bir iç savaşçı tehlikesinden korusun Ben şunu anladım ki iç savaş en büyük devletle savaşmaktan daha kötü.

Halep sokaklarında gezerken kendi vatanımı işgale uğramış gibi üzüldüm.

Suriye’nin ayağı kaldırılmasında Türkiye’nin önemli bir rolü olduğuna inanıyorum Türkiye olmaksızın Suriye belki ayağa kalkabilir belki ayağa kalkışı gecikebilir.

Bir ülkenin en büyük gücü ve özelliği halkında güven duygusu yaratmasıdır.

Yarına ne olacağını kimse bilmiyor iktidarın ne yapacağını nereye evriliğini nereye kadar koltuğu koruyacağını kimse bilmiyor

Tekrar iç savaş çıkacak mı bir savaş çıkarsa hükumet kuvvetleri onu bastırabilecek mi bunlar cevabı bulunması gereken sorular.
Dün an en bariz fark kısmen bir hürriyet ortamının oluşmuş olması..

SURİYE’ SAVAŞI’NIN ÜLKEME YANSIMALARI

Bir ülkenin ordusu iç savaşın en büyük sigortasıdır

Ordudaki en büyük zafiyet ülkenin yarınlarına olan kırılganlığıni gösterir.

İkincisi milletin devletine olan inancı Suriye’de görüştüğüm insanlar bana diyorlar ki biz sizin bayrağa olan sevginize hayranız.

En uçtaki muhalifler bile birbirleriyle sert tartışmalara girse dahi konu bayrak mevzuuna geldiğinde herkes orada birleşiyor. Kimse kimseye ufak bir laf söyleyemiyor Bu sizin bayrağı kutsallaştırmanın siz de oluşturduğu birlik ve beraberliği gösteriyor. Belki de düşmanlarımız sizin bayrağa olan sevgimizden dolayı size saldırmaya cesaret edemiyorlar.

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Suriye izlenimleri Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Suriye izlenimleri yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
SURİYE İZLENİMLERİ yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
hi
hidayetullah, @hidayetullah
8.5.2026 22:38:02
5 puan verdi
Sayın Necati Beyefendi, İSLAM DÜNYASI YÜZYILLIK ACILAR DENİZİNDE YÜZÜYOR. Ve Suriye HAMA dediğinizde hatırlayan büyük acıları hatırlıyor.
Geziniz ve yazınız için sizi kutlarım.
Gözlemleriniz, sadece bir seyahat notu değil; aynı zamanda sosyolojik bir yıkımın, bir toplumun ruhsal ve ahlaki çöküşünün çıplak bir vesikası niteliğinde.
Gözlemlerinizde dikkat çeken en vurucu nokta, savaşın sadece binaları değil, asıl olarak **toplumsal ahlakı ve güveni** yerle bir etmiş olmasıdır. Halep örneğinde verdiğiniz "eskiden %90'ı dürüsttü, şimdi ise hırsızlık hakim" tespiti, açlık ve çaresizliğin insan onuru üzerindeki yıkıcı etkisini kanıtlıyor. Savaşın önce ahlakı öldürdüğü yönündeki çıkarımınız, bir toplumun yeniden inşasındaki en büyük engelin fiziksel yapılar değil, yitirilen karakter yapısı olduğunu gösteriyor.
Dış düşmanla savaş ile iç savaşı kıyasladığınız bölüm, stratejik bir hakikate parmak basıyor. İç savaşta cephenin belirsizliği, komşunun komşuya yabancılaşması, toplumu bir "ikilem" hapishanesine mahkûm ediyor. Belirttiğiniz gibi, bu belirsizlik insanları ya taraf olmaya ya da yurdunu terk etmeye zorluyor; bu da Suriye’nin neden bir "beyin ve nüfus göçü" coğrafyasına dönüştüğünü net bir şekilde açıklıyor.
Yollardaki çukurlar üzerinden yaptığınız analiz, devletin "varlık" sebebini sorgulatıyor. Bir devletin en küçük bir yamayı bile yapamaması, otoritenin sadece kağıt üzerinde kaldığının sembolüdür. Vatandaşın kendi kapısının önünü düzeltmemesi konusundaki siteminiz ise, halktaki "aidiyet" duygusunun ve "geleceğe dair umudun" ne kadar köreldiğini işaret ediyor. İnsanlar yarınından emin olmadıkları bir toprak parçasını güzelleştirmek istemiyorlar.
Suriyelilerin Türk bayrağına ve milletimizin bayrak sevgisine duyduğu hayranlığı aktarmanız, aslında bir ülkeyi ayakta tutan en büyük "tutkalın" ne olduğunu hatırlatıyor. Siyasi fikirler ne kadar uçlarda olursa olsun, üzerinde mutabık kalınan kutsal bir değerin (bayrak gibi) varlığı, iç savaşa karşı en büyük kalkandır. Sizin de belirttiğiniz gibi, ordu bu güvenin sigortası, bayrak ise ruhudur.
Halep sokaklarını gezerken hissettiğiniz o "vatanı işgale uğramışçasına duyulan üzüntü", coğrafyamızın kader birliğinin bir yansımasıdır. Türkiye'nin Suriye'nin ayağa kalkmasındaki kilit rolü, sadece siyasi bir gereklilik değil, aynı zamanda bu insani ve ahlaki enkazın kaldırılması için tarihi bir sorumluluktur.
Evet, bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaket, devletin otoritesini yitirip kardeşin kardeşe düştüğü o derin boşluktur.
Bu ibretlik gözlemleriniz, barışın ve milli birliğin ne kadar pahalı hazineler olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
8.5.2026 22:53:49
5 puan verdi
1. Savaşın İlk Kurbanı: Ahlak ve Güven
Sizin de vurguladığınız gibi; yolların delik deşik olması, binaların mermi izleriyle dolması bir şekilde telafi edilir. Ancak "Savaş önce ahlakı yok ediyordu" tespitiniz çok sarsıcı. %90’ı dürüst olan bir halkın, açlık ve sahipsizlik yüzünden hırsızlığa ve zorbalığa sürüklenmesi, bir milletin başına gelebilecek en büyük felaket.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL