5
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
201
Okunma
Özet çektim kendime
Köyden son kaçtığımda bir daha dönmemeye kararlıydım. Rahmetlinin cebinde bugünkü paralardan daha genişlikte ki kâğıt yeşil paraları da almıştım. Bizim köyden traktöre binmemiştim. Gören olur haber verir geri çevirirler diye, erkenden kalkıp yürüyerek acem köylerinden kalkan traktörlere bindim.
Kasabaya vardığımda birkaç kişiye Ankara ya gideceğim dedim. -Tren nerden kalkar. Burada tren yok. Karsa inip oradan trene binersin dediler. Kars otobüsüne bindim vardığımda akşam etmiştim. Araç zaten garın içinde bırakmıştı. Yaban yavaş dolanırken çığırtkanlar omuza el atıp, nereye nereye diye üsteliyorlardı. Erzurum mu Sivas mı İstanbul mu gel burdan gel burdan diye. Trene gidecektim sonunda yolu düzelttim. Sora sora, bilet aldım ve bindim.
Kendime rahat vagon bulup oturdum. Epey yorgun üstelik açtım. Dört erkek yolcu daha vardı. Üç yaşlı bir benden daha genç cılız bir delikanlı, delikanlı mırıldanarak türkü söylüyordu. Sonra sohbete başladık ikimiz, Acem köylerindenmiş bizim üst taraflardan Ankara’ya gidiyormuş. Türkücü olacakmış. Sesim güzel mı diye arada bir bana tasdik ettiriyordu. Ara ara türkülerden birer bükle okuyarak. Bana sende söyle bir iki tane dedi ben türkü bilmem dedim. Zaten Türkçeyi zor konuşuyordum. Söylesem Kürtçe söylerdim o da olmazdı. Bu faslı böyle kapattık.
Bana sen ne olacaksın dedi ne mı olacam, hiç öyle şeyler bilmiyordum. Yani insan büyünce bir şey olur, bir şey olmak ister öyle yürür hayata henüz o bilinçte değildim. Cevapsız bıraktım o soruyu.
O zamanalar daha şiirle tanışmamıştım. Bir şey olmak gayesinden ziyade büyük şehir görmek istiyordum. Orda çalışmak falan okul hiç düşünmedim zaten okumayı da sevmiyordum. İlk okulu üç senede okuyup diploma almıştım. Onunda hikayesi başkadır.
Ankara da geçirdiğim üç dört senenin içinde okula da gittim. Abilerimin zoruyla, okul yıllarım çok cafcaflıydı doğudan gelip o bozuk lehçemle uyum beni çok yormuştu. Sinemayla tanışmıştım. Sanırım on iki on üç yaşlarımdı. O tren arkadaşımı düşündüm. Bende artist olmaya karar verdim. Şiirle de tanışmıştım artık muzip dörtlükler tekerlemeler söyleyerek daha yazıya döktüğüm bir şey olmamıştı.
Ama ben artistliğe odaklanmıştım. Poz poz resimler çektiriyordum. Bulduğum her adrese yolluyordum bütün harçlığımı bu yolda harcadım. Ordan bir iş çıkmadı. Edindiğim bilgiler bana tiyatro ve o yoldan geçme olanağı olduğunu düşündürdü. Ankara konservatuvar imtihanına girdim. Hayatımın en komik deneyimiydi. Kral lear ı canlandırmıştım. Rahmetli Cüneyt Gökçeri de o zaman orda görmüştüm. Bu hayalimde suya düşmüştü.
Büyüyordum büyüdükçe birçok şeyden vaz geçtim. Hayatın gerçekleri mecburiyetler, onlarca özel işte çalıştım. (bu arada devrimcilikle uğraştığım yattığım iki üç yıl hapis başka yazı konusu olsun ve tabi ki aşklar) Askerlikten döndükten sonra derin bir boşlukta kaldım. Çalıştığım özle işler hep sorun oldu bana, haksızlığa boyun eğmiyordum ve selam. Orta okulu Liseyi de dışarıdan bitirmiştim yüksek okul okuyamadım içimde kaldı o heves ama çok kitap okudum o zamanalar.
Yani artık bir dikiş tutturmam, bir baltaya sap olmam lazımdı hayat buna zorluyordu. Devlete girmeye karar verdim sanırım seksenli yıllara denkti. İki bakanlık bir kurumun sınavını kazandım. Birinde işe başladım. Otuz yedi yıl on ay çalıştım emekli oldum.
Şimdi bir emekli bozuntusu şair müsveddesi olarak göçeceğimiz güne yol alıyoruz. Çok şeyi teyet geçtim onlar bana kalsın.
Kafanızı şişirdim demi…
Coşkûnî
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.