3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
2858
Okunma

HANIM AĞA
Merhaba hanım ağa,
ben Halo.
Siye düşler diyarından yaziyem.
Her ne geder kelimelerin suçu yoh desen de,
bu eşkde benim kabahatli olduğumu biliyem.
Keşkem diyem…
keşkem oxusaydım Sebahattin Ali’nin
“Kürk Mantolu Madonna”sını.
Belkim tanırdım tuvalde ekseden iresmin sen olduğunu.
Oysan ki saatlercen durmuştum ögünde,
hemi de baygın baygın iç geçirerek.
Bir ara seni görünce, heyalde olsa,
ehtimal verememişem sen olduğiya.
Hanım ağa,
affet beni.
Soğuh gış gecelerinde gezinerken Berlin soxaxlarını,
gar beyazı bir ölümün
tüşmüşdü ayah izleri.
İçimden geçerken tırpanını bileylemiş zemheri,
kesip yoh etmişti havran da zeytin bahçalarını;
alıp ta götürmüşti içimnen
senli bir düşü, hanım ağa.
Sen bilmisen ki uzahda yohluğun bitiriy beni.
Alplerin çığı düşiy üstüme;
nefes nefese,
soluklaniyem şindi seni.
Yemin ediyem ki,
heç unutmiyem seni.
Ahan da şindi,
üç vakite gedder geliyem.
Belkem görüşürük Angara’nın daş galdırımlı soxaxlarında,
belkem Yüksel’de bir çay içerik.
Ben unutmuşam,
sen de unut esgi gırgınlıkları.
Siye söz veriyem, hanım ağa;
acır da affedersen meni,
ya trene atlar birlikte gederik geri
ya da,
yanındaki gızın kim olduğunu
heç sormam bilen,
sana mutluhlar diler,
ilk trenle yolcu ederem seni.
Hoşça gal, hanım ağa.
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (4)