18
Yorum
33
Beğeni
5,0
Puan
1100
Okunma

An’ı kıble bildim ve gönlü mihrap,
Sakıncalı üç beş kelimeyi peşkeş çekmekse;
Hanidir suskunluğuma namzet
Peyder pey tüketilmişliğimin
Tedarik yüklü tezahürü kadar yeknesak
Ve elimde kalan o son bildirim,
İkrarı görmezden gelmek kadar tamah yüklü,
Devinen gölgeleri bir kez rahmet bellemişken.
Külyutmaz hacıyatmazlar,
Aslını görmezden gelen ve sükûta giydirdikleri yelek.
Kopçaları kopmuş kavuşamadığım yakanın,
Sicilime yazılan kırık ve tedirgin tek bir hane:
Tek bir hece altı üstü,
Kâh gün kâh gül,
Varsa haricinde bir kelime,
Tutuklu yüreğime sen söyle.
Hoşnutsuzluğuymuş asılsız söylencelerin
Ve devrik yetilerini bir kez sahiplenmişken
O düş katilleri.
Hanidir yoksun kılındığım kayıtsız bir mihrak
İken sınırlarımı ihlal eden,
Yazmadığın bir reçete mi yoksa
Demli öfkeme yenik düşen.
Bariz bir yanılgı benimki;
Serzenişi buğu, aşka nazire eden
Ve debdebeli bir boş vermişlik kadar sitemkâr
Eşkâli kayıp tümden gelen ne çok yargı,
Makamını yitirdiğim debdebeli bir şarkı
En az kayıp yarım kadar.
Yâd edilesi tüm yanılsamaların tezahüründe gizli
Üç beş imge:
Ne çok çekince ne çok varsayım,
Bir gölgenin nazarında hicaba dokunmak kadar
Varsıl bir yörünge, kaydığım ekseni yeknesak,
Savruk tüm devinimin korunaklı sağaltıcı hatta
Bitap düşmüş nasıl da yorgun o isimsiz şarkının
Kim bilir hangi nakaratı, demli ve vakitsiz ayrılıkların
Biteviye çoğalan, çoğaltan yankısında gizli tek bir sure:
Nasıl da nüktedan belli ki patavatsız bir izdüşümü
Kayıp o revnak yenilginin.
Belirsizlik sarkaç eyledi,
Mizacı sıkkın edilgen o ruhun tek tesellisi;
Rahvan duraklarda nöbete kaldığı kaç akşam,
Kaç hezeyan kırık haznenin taştığı.
Tanımsız ıslıklar peyda oldukça
Hükme vardıkça teyakkuzdaki gönül:
Doğurgan ve çığırtkan imgeler hadi yetişin imdadıma,
Sünepe alabildiğine ah nasıl da bitimsiz
Doğum sancısı.
İnkârsız gecelerin safran sarısı muhabbetlerine
İstinaden, yeknesak ve vakur bir gülüşün
Perde arkasına saklı tüm imgeler:
Bin bir nazla kırılganlığı payidar kılan
Ne çok sakınca, beyhude onca çekince.
Ramak kala aşka, külfetmişçesine
Sığıntı yüreğin nezdinde,
Mizacına sakladığım üç beş düş bekçisi:
Rahvan yalnızlığa nispet bir kıyam bir tükeniş
İkilem yüklü sıra dışı bir serzeniş,
Telaşı yok kılan, rahmeti esirgemeyen
Yine de haznesi geniş o engin rabıta
Yola gelmese de ıskartaya çıkan anlamsız yergi yüklü
Teferruatı kıdemli bir acının yargıcı
Vicdanı öfke yüklü, aşkın girdabına takılı.
Günden geceye seğirtirken anlamsızca
İzbelerde kötü niyete rast gelmek kadar buyurgan kader,
Yoldan çıkmış o devingen ruhun perde arkasında
Gizlediği kalan ölü yarım.
İkbal bildiğim, çatısı evrenin
Ve tozutan düşlerim:
İzleklerde hüküm süren yarınlara iz sürdüğüm
Gönüllü ve gömülü dünlerim.
Haybeden uluyan bir uğultu
Ve yüreğim asılı gök kubbede:
Fıtratımda yaşayan aşk kadar sitemkâr
Yine de heyecanı asılsız ve tınısız bir seyrin
Ebemkuşağında asılı kaldıkça:
Bin bir umutla çalkalandığım o oyunbaz dünya.
5.0
100% (28)