1
Yorum
7
Beğeni
4,8
Puan
991
Okunma

Benim ellerim sancılıyor artık
Ya senin ayakların hiç karıncalanmadı mı
giderken Zühre...
Kentler bölüşüyor hikayemi/zi
Mülteci elvedalar bıraktın göğsüme
Gırtlağıma takılıyor hâlâ adın
Ne kadar güneye gitsemde
Üşüyor hâlâ ayaklarım
Dörtnala bir yalnızlık bu Zühre
Medeni bir yanı bile var
Eziyor evet
Öldürmüyor sade
Yakıyor evet
Soğumuyor sade
Bir orman büyüyor içimde
hayır bir makilik
çalı çırpı
Sen en çok böğürtlen severdin diye
Dikenleniyor yürek
Parça tesirli yalanlar söylüyorum yüreğime Zühre
Sahi ne zamandır
Böyle bu yalnızlık
Sahi yaşlanıyoruz artık
Sahi biz ölüyoruz
Sokaklar geçiyor içimden
karın boşluğuma yumruk yemiş gibi her gece
Türküler geçiyor içimden
heceleyerek öğreniyorum emeklemeyi...
Tütün sarıyor yoksulluğum
Yalnız ve mutlu insan yoktur Zühre
Tıpkı
Açlık sınırı altında ve mutlu insan olmadığı gibi
Sade çaresizlik vardır
Yalın
Metalik
Acı
Bir tat gibi
Çaresizlik
Sen benim çaresizliğimsin Zühre
Hergün çırılçıplak bir delirişle
Yalın ayak
Koşmak gibi...
5.0
89% (8)
3.0
11% (1)