9
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
1672
Okunma
merakı yasaklardan büyüktü;
havuz başına varan küçük bir kızın öyküsü bu...
sular taşar, etrafın çimeni tazelenirdi durmadan,
ne o yeşil tükenirdi, ne mevsimsiz açan papatyalar.
hedefine varınca dünya onundu artık,
mutluluk oyunu oynamaktı en iyi becerisi.
zalim bekçiye bir de yakalanmasa;
ne oyunlar kuracaktı börtü böcekle,
akşamsefalarıyla dertleşecekti doyasıya.
sihri o çiçeklerle tanıdı, belki de şiiri...
çevre göz alabildiğine yeşil bir başkaldırı,
sanki tabiat bağımsızlık ilan etmiş de
biz fark etmekte gecikmişiz.
"Ayçiçeklerini didikleyen arılardan uzak dur!"
böyle tembihlemişti annesi.
tuttu da öğüdünü; ama komşu teyzenin arı oğulu...
"neyine gerek senin bal, baban da mı arıcıydı?"
ilendi dilden dile duyduğu o sözlerle.
ve bütün arılar üşüşünce saçlarına,
yüzü yumrulardan ay parçasına döndü birden.
Akşamsefalarının gizli dünyası için kaç gece nöbet tuttu,
kaç sabah izledi güneşin gülüşüyle boyun büküşlerini;
gün doğar doğmaz uykuya dalışlarını...
"hadi küçük kız, sen de uyu" derlerdi sanki,
"biz çiçekliğimizi yaşayalım, sen de çocukluğunu..."
yosunlar arasından zıplayan bir kurbağa sesiyle
bozulurdu tüm büyüler...
anlardı küçük kız: Bekçinin nöbet saati,
Akşamsefalarının gelmişti uyku vakti...
Hatice Ak
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.