8
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
1407
Okunma

Zamansız ve mekânsız aşk
Ve dirayetsiz…
Hangi gönül ise konduğu
Ne çok ıstırap her daim vuku bulduğu.
Yordanası bir ikilem altı üstü
İmkân ve yol bildiğin
Hatta son bildiğin
Kimine göre gereksiz
Yine de aşk değil mi,
Gönlün huzur bulduğu…
Kifayetsiz insan çoğu zaman
Neye tekabül etse de devran
Issızlığın kurak iklimi
Aşkın mağlup geldiği
Sonsuzluğun peyda olduğu
Ne çok tutanak ve
İsminin kazılı olduğu
Ağaç kovuğu kadar
Sıradan bir ömrün son sıra dışı imgesi.
Yoksunluğun devinip durduğu
İç burkan yankısı
Kadar asil ve acınası
Tüm tahakkümlerin o patavatsızlığı
Gözlerden uzak
Gönle yakın her daim.
Külfeti, hakkaniyeti
Kaderin keder kılındığı,
Yolu kaçmak belki de
Hissettiğin ne ise derinden.
Başı yok ki olsun sonu.
Öykünmedim hiçbir zaman
Ne de yerdim yerilsem de
Yerden yere.
Tahakkümünde her daim
Sarkacı şu devranın
Ne yazık ki;
Her seferinde verildi hüküm.
Ayracı şu garip gönlün
Sırdaşı sırlarımı rehin verdiğim.
Neye erse de şu hikâye
Gelmeden nihayete.
Kar bildiğim,
Üç beş kırıntı nasiplendiğim
Zaman zaman ters düşsem de kaderle
Rayici mi yoksa aslolan tüm
O asılsız söylemlerin.
Gönül gözü nöbette her daim
Ne çok safsata
Ne çok yolsuzluk
Görmezden gelsem de
Farkındalığı yürek burkan.
Bir yudum şefkat oysa
Tek gıdası ruhun
Nazenin o yürek
Sayısız parçaya tekabül eden
Ne telafisi mümkün
Ne geri dönümü hanidir yol bildiğim.
5.0
100% (19)