10
Yorum
28
Beğeni
0,0
Puan
1170
Okunma
Silik bir silüet gelip yerleşti gözlerimin içine
O andan sonra değişti her şey
Pencerenin pervazından çakıldı kuş yere
Ve Sokak lambası patladı birdenbire
Ve...ve...ve öldü içimde bir şeyler o anda
İsmi yok cismi yok
Ama acısı çok...
Kentin kesif kokusuna doğru bir sigara yaktım ve tüttürdüm
Linç girişiminde bulundu düşüncelerim duygularıma
Tam da o anlarda duruşma bitti kalem kırıldı
Kalemin sırtında iki genç ve ucunda bir savcı sonsuza dek...
Kıyâma durdum gökyüzüne
Ellerim kelepçeli ceplerime
Çıkarsam kopacak bileklerim
Oysa ne çok istedim el açabilmeyi göğe
Bildiğim bütün çiçekler resmigeçitte
Sadece gül uzattı elini dikenleri batsın diye
Yok! benim ellerim kelepçeli cebimde!
Bir anne ağlaması tuttu gözlerimi
Oysa babalar gibi durmaya uğraşıyordum dimdik ayakta
Kırıldım, döküldüm
Eğilmedim kendime bile
Tükürdüm zehrimi rüzgâra doğru
Rüzgâr bulur adresi nasılsa diye
Saat onikiyi geçti yine
Ve yine döndüm bal kabağına
Kimbilir ayakkabımın teki nerede
Bir şiirin içinde anlatırken bir hikâyeyi
Döndüm baktım en gerçeği Külkedisi ve prensi
Tüküreyim böyle hayatın içine
Rüzgâr sen bunu da götür doğru adrese...
12:00/03.04.2015/Sev_tap