1
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1009
Okunma
Kum, saatinde bitmeye yüz tuttuğunda
Aydınlık ucu görülür sonsuz tünelin
Titrek bir çift göz aranır unuttuğunda
Yer fark edilir ki toprak, gökyüzü mavi
Sessizlik ölümün yüzü, yokla müsavi.
Anılar hep tepe taklak, fırlar köşeden
Kıvrımları perdelerin, maziye hasret
Renklerde çocuksu bakış, coşku neşeden
Devamlı koşan ayaklar, çember çevrilir
Neden gözlerin önüne mutlu an gelir?
Aynada sırıtır gerçek, yokuşlar yorgun
Kuş sesleri çığlık çığlık, bahçeler zevksiz
Çağlayanlar suskun, kırgın, dostluklar durgun
Doyumsuzluk elde, dilde, dökük kadife
Katmerler dökülmüş gülde, umut nafile.
Yürek çarpıntısı artık, geceden kalan
Tek vuruşa odaklanmış, âmâ futbolcu
Sessiz hükümdarlık devri, uzaklık yalan
Baktıkça gençliğe artan şu hıçkırmalar.
Sona kalan son sevdalar, yürek tırmalar
İsteksiz adımlar yürür hep kırık dökük
Bekçisi bekler yolunu mezarlıkların
Koca sevdalar gelmiştir, boyunlar bükük
Koyun girmez, susuz bahçe, çevresi duvar
Bir sümbül şehri var altında, bir ateş-i nar.
Harita burada çizilir, yol çatallanır
Çıkışsız, ışıksız odalar, nemli ve sessiz
Merdivenler alt kata iner, her an sallanır
Karar gecikir beyinlerde, tükenir umut
Başladığı anda bitince uyanır sükût.
Turgut Uzdu
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
5.0
100% (1)