Okuduğunuz
şiir
26.2.2015 tarihinde günün şiiri olarak seçilmiştir.
Ölelim Arkadaşlar
Dev bir yalnızlık cüce bir kayboluştan iyidir...
bırak gözlerine tutunan sessizliği kırık aynalar avutsun kapının arkasına astığın kimsesizliğini giy de gel sen ıssızlığını koy masaya ben yaralarımı kim kimin ayazında üşümezse kazanır…
sokak lambasının kendini beğenmiş ışığı yüzümüzü tırmalarken çaya bandığımız çocukluğumuz her seferinde tükeniveriyor karnımız doymadan
’batsın bu dünya’ deyip su alan gemilerimizi sırtımıza yüklerken, belimize çiviler çakıyor zaman ne afilli küfürler ediyoruz… ediyoruz da… yüzümüze bile bakmadan eteklerini savurarak ömrümüzden geçip giden umut denen o güzel kadına da hepimiz aşığız…
yamalı bir düşte ağır aksak debelenirken kendi gölgemizden ayrı düşüyoruz şimdi fragmanı kötü çekilmiş bir filmin karın tokluğuna çalışan fügüranlarıyız tek ganimetimiz yalnızlığımız o yüzdendir bize acıyanı değil bizi acıtanı sevişimiz sevdik de dünyanın kaç bucak olduğunu değil vatansız olduğumuzu öğrendik…
perde aralarından bizi dikizleyen romatizmaları başından aşkın teyzeler hep var kirli yüzlerimize ters ters baksalar da bozuk paralarımızla merhamet satın alabıliyoruz mahcubiyetimizin sırtını sıvazlıyorlar… sıvazlıyorlar da hiç geçmiyor sırtımızdaki yara izleri
süslü caddelerin gençleri alış verişe gidiyor biz o caddelere direnişe gocunmuyoruz pabucumuz yarım ama inancımız tam biliyoruz helal lokma bizi tok tutan… biliyoruz da lokmamız da çilesiz geçmiyor boğazımızdan…
sen bakma özgürlük anıtıyla fotoğraf çektirenlere adamlığın son kalesi de düştü kendimizi nüfus kaydından silip düşelim yollara ’dağ başını duman almış’ vatanımız kalmamış ölelim arkadaşlar…
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Çok ciddi bir şiir bu... Çivi gibi şiir... Şair belli ki şiiri biliyor; söze hükmediyor, dili şahmeran olup acılar bırakıyor sühan ülkesine. Henüz ilk bentte, hatta şiirin başlığında devrimci bir ironi var.
"Ölelim Arkadaşlar
"bırak gözlerine tutunan sessizliği kırık aynalar avutsun"---------"Sessizlik" ve "aynalar" kişileştirilmiş.Sanılanın aksine somutlama yok burada; zira "sessizlik" zaten somuttur, evet "ses" nasıl somutsa, kulakla ayırt edilen "sessizlik" de somuttur.Gerçi şair buradaki "sessizliğe"biraz mecaz anlam yüklemiş ya yine de gerçek anlam ağır basıyor.
"kapının arkasına astığın kimsesizliğini giy de gel"--------------Bu dizede "kimsesizlik" kavramı nesneye aktarılıyor.Somutlama yapmış şair.
"sen ıssızlığını koy masaya ben yaralarımı"-------------------------Masaya konan her soyut kavram,bizi ister istemez Edip Cansever'in "Masa da Masaymış Ha!.." şiirine götürüyor.Esinlenme var ama somutlamalar güzel.
"kim kimin ayazında üşümezse kazanır… "---------Bilindik bir söylem , ama yine de yakıştırmış şair.
İKİNCİ BENT
"sokak lambasının kendini beğenmiş ışığı yüzümüzü tırmalarken"----------------------------"Işık" motifiyle "doğadan doğaya aktarım" yapılmış.Işık, kapalı istiare durumundaki "kedi"ye dönüşüyor.
"çaya bandığımız çocukluğumuz"--------------"İşte orijinal bir söylem, bravo şair!
"her seferinde tükeniveriyor karnımız doymadan"----İdare eder, her dize de sanat kervanı olacak değil ya, bunlar da asker dizeler...
ÜÇÜNCÜ BENT
"batsın bu dünya deyip su alan gemilerimizi"---------"Batsın bu dünya"yı kim kullanırsa kullansın Orhan Baba'ya haksızlık etmemeli, mezkur ifadeyi tırnak içine almalıdır.
"sırtımıza yüklerken, belimize çiviler çakıyor zaman"-----------------"Bu çivi meselesi ilginç bak, eğer kamburluğu eğretiliyorsa müthiş...
ne afilli küfürler ediyoruz… ediyoruz da… yüzümüze bile bakmadan eteklerini savurarak ömrümüzden geçip giden umut denen o güzel kadına da------teşbih-i beliğ
hepimiz aşığız…"
DÖRDÜNCÜ BENT:
"yamalı bir düşte ağır aksak debelenirken kendi gölgemizden ayrı düşüyoruz şimdi fragmanı kötü çekilmiş bir filmin karın tokluğuna çalışan fügüranlarıyız tek ganimetimiz yalnızlığımız o yüzdendir bize acıyanı değil bizi acıtanı sevişimiz sevdik de dünyanın kaç bucak olduğunu değil vatansız olduğumuzu öğrendik…"
Aslında şair yukarıdaki "top çevirmeleri" bizi şiire ısındırmak için yapıyor. Şiirin karakutusu bu bent bence:
"Vatansızlık" kavramı daha ziyade Kürt aydınlarının, şairlerinin sıklıkla kullandığı bir metafor.Konuyu dağıtmayalım, ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Esasında genelde sanatın, özelde ise şiirin romantik temellere oturabilmesi için şairin düzenle bir sorunu olması ve bu sorunun kitleleri bir şahikanın peşinden sürüklemesi gerekir.Bunu başaran birçok şairimiz de var: Nazım'la başlayıp Ahmed Arif, Enver Gökçe, Hasan Hüseyin Korkmazgil'le devam eden bu listeye günümüz şairlerinden Yılmaz Odabaşı, Metin Akdeniz ve Hasan Tan'ı da ekleyebiliriz.
Her neyse, şu dizelerde şair ne düşündü bilmem:
"yamalı bir düşte ağır aksak debelenirken kendi gölgemizden ayrı düşüyoruz..."
Şöyle denseymiş: "kendi göğümüzden ayrı düşüyoruz..." hem şiire toplumsal bir ruh katılmış hem de "vatansızlık" kavramı damardan pekiştirilmiş olurdu.
Ama hakikaten bu bent, bizim hariçten gazel okuyarak görmezden geldiğimiz malum "kanayan"a parmak basması açısından oldukça manidar.
Şu dizelere bakar mısınız? Vay zalım vay...Harika yahu!
"tek ganimetimiz yalnızlığımız o yüzdendir bize acıyanı değil bizi acıtanı sevişimiz"
Neye istersen yorumla, ister dağdakini işaret et, ister adadakini...Çok güzeldi bu bent.
BEŞİNCİ BENT:
"perde aralarından bizi dikizleyen romatizmaları başından aşkın teyzeler hep var kirli yüzlerimize ters ters baksalar da bozuk paralarımızla merhamet satın alabiliyoruz mahcubiyetimizin sırtını sıvazlıyorlar… sıvazlıyorlar da hiç geçmiyor sırtımızdaki yara izleri"
Yapma be şair, yani az önceki bentten sonra vites küçültülür mü?
ALTINCI BENT :
"süslü caddelerin gençleri alışverişe gidiyor biz o caddelere direnişe gocunmuyoruz pabucumuz yarım ama inancımız tam biliyoruz helal lokma bizi tok tutan… biliyoruz da lokmamız da çilesiz geçmiyor boğazımızdan…"
Klasik devrimci söylem...Fakat "helal lokma"yla cam-çerçeve indirme mevzuatını hangi felsefeyle bağdaştırmış şair anlamak zor.Süslü caddelerde alışverişe giden, askere gitmemek için üç beş kuruşluk el harçlığı ödeyen zengin bebelerinin rahatını kaçırmak devrimci bir hareket sayılsa da, "helal lokma" izleği olsa olsa o caddede camı çerçevesi inen, malı mülkü gençlerce indiragandi edilen esnafla ilgilidir diye düşünüyorum.
YEDİNCİ BENT :
"sen bakma özgürlük anıtıyla fotoğraf çektirenlere adamlığın son kalesi de düştü kendimizi nüfus kaydından silip düşelim yollara dağ başını duman almış vatanımız kalmamış ölelim arkadaşlar… "
Şiirle uğraşırken şair bazen yorulur, peşinde olduğu kılavuzu kaybeder ya da dağınık bilinç o romantik ateşi diri tutmakta zorlanır. Son iki bentte şair yorulmuş gibi;"Maç bitse de gitsek." havalarında.Şiiri bina ederken mutlaka bir planımız olmalı.Nasıl ki Mauppasant tarzı da denilen olay öykücülüğünde "serim-düğüm çözüm.", Çehov tarzı "durum öykülemesinde "giriş-gelişme-sonuç" planları varsa, şiirde de finale gidişin aşamaları vardır. Tamam, mevzuyu hafiften hissettirdiniz,"toplumcu-gerçekçi" zaman zaman bireysel duyarlıklara da pencere açan bir şiir kurguluyorsanız,bunun sırası:Önce toplumsal mevzuların dökümü, sonra o sorunun şairdeki yansımaları ele alınıp finale öyle gidilmeliydi, diye düşünüyorum.
Yukarıda Orhan Gencebay'a, Edip Cansever'e yaptığı göndermeleri tırnak içine almayan şair, üçüncü hatasını da Rahmetli Ali Ulvi Elöve'nin "Dağ Başını Duman Almış" şiirini es geçerek yapıyor.Hatta burada savaşa çağırdığı arkadaşları muhtemelen dağa çağırıyor.İronik olan "Türkçü" bir marşın sözleri karşıt bir grupla ilişkilendiriliyor, diye düşünüyorum. Yoksa ben mi art niyetliyim :)) Adam şimdi çıkıp: "Yahu Hocam, ne diyorsunuz alla siz? Ben ki Orta Asya steplerinden bir beygir gücünde atlarıyla Malazgirt kapılarından Anadolu'ya dahlolmuş bir ırkın ahvadıyım.Nereden çıkardınız, ampülü-kandili ?" derse napçaz:))
Şaka bir yana, şair dolu dolu biri. Şairlik kumaşı sağlam.Gerçi ben bu adı çok duydum ama şimdi hatırlayamadım. Şiir son derece başarılı, bir iki yerde aksamalar var, ama o kadarcık kusur kadı kızında da olur gari:))
Efendim, sizi kutluyor, bu güzel şiirle bizi epey bir güreştirdiğiniz için size teşekkür ediyorum.Başarılarınızın devamını diliyorum.Elleriniz gül koynundan çıkmasın e mi?
Çağan Armağan tarafından 2/27/2015 8:45:23 AM zamanında düzenlenmiştir.
teşekkür ederim Çağan bey değerli yorumunuz için. Analizleriniz şiirimi tanımama yardımcı olmak adına oldukça başarılı:)Tırnak içine almam gereken mısralar konusunda ki uyarınızı hemen ciddiye alıp yerine getiriyorum. her insan kendi yolunu bulmak adına etrafındakilere ve en çok da kendine çarpar durur şiirde de aynı şey geçerli .bu söz konusu olduğunda zarar görmeden parkuru bitirmek oldukça zor:) cam-çerçeve indirme mevzuatına gelince bu tarz girişimciler kendine devrimci deyip kendi özünden bihaber kimlik bunalımı yaşayan yeni yetmeler...'helal lokma' tabirinide işte bunları gerçek devrimcileri ayrıştırmak adına kullandım:)bu kavramın ne olduğu bilen kişiler sanmıyorum ki sokağa başkasının malını mülküne zarar vermek adına çıksın.gerçek devrimcinin kimliği adına burda saatlerce konuşmam gerekli mi bilemiyorum... şiir sonuna doğru solunlanmak adına biraz duraksadığım hatta yorulduğum doğrudur:)bu sebebdendir ki giriş-gelişme-sonuç haritasına çok sadık kalamamış olabilirim. ayrıca kendimle olan savaşımı bile henüz sonuçlandıramamışken kimseyi dağa bahçeye çağırdığım yok:)sadece aynı cografyada aynı gülümsemeye sahipsek gözyaşlarımız aynı renkse oturup bi bardak çay içelim diyorum yada beraber ölelim diyorum...:)zira günümüzü düşünürsek bu bile devrim...
tekrar teşekkür ederim donanımlı yorumunuz için yolumun şiirimin karşıdan nasıl göründüğüne şahit olmuş oldum..saygılarımla...
teşekkür ederim Çağan bey değerli yorumunuz için. Analizleriniz şiirimi tanımama yardımcı olmak adına oldukça başarılı:)Tırnak içine almam gereken mısralar konusunda ki uyarınızı hemen ciddiye alıp yerine getiriyorum. her insan kendi yolunu bulmak adına etrafındakilere ve en çok da kendine çarpar durur şiirde de aynı şey geçerli .bu söz konusu olduğunda zarar görmeden parkuru bitirmek oldukça zor:) cam-çerçeve indirme mevzuatına gelince bu tarz girişimciler kendine devrimci deyip kendi özünden bihaber kimlik bunalımı yaşayan yeni yetmeler...'helal lokma' tabirinide işte bunları gerçek devrimcileri ayrıştırmak adına kullandım:)bu kavramın ne olduğu bilen kişiler sanmıyorum ki sokağa başkasının malını mülküne zarar vermek adına çıksın.gerçek devrimcinin kimliği adına burda saatlerce konuşmam gerekli mi bilemiyorum... şiir sonuna doğru solunlanmak adına biraz duraksadığım hatta yorulduğum doğrudur:)bu sebebdendir ki giriş-gelişme-sonuç haritasına çok sadık kalamamış olabilirim. ayrıca kendimle olan savaşımı bile henüz sonuçlandıramamışken kimseyi dağa bahçeye çağırdığım yok:)sadece aynı cografyada aynı gülümsemeye sahipsek gözyaşlarımız aynı renkse oturup bi bardak çay içelim diyorum yada beraber ölelim diyorum...:)zira günümüzü düşünürsek bu bile devrim...
tekrar teşekkür ederim donanımlı yorumunuz için yolumun şiirimin karşıdan nasıl göründüğüne şahit olmuş oldum..saygılarımla...
Süleyman Bey haklı Şiiri önceden keşfetmiş. Ciddi bir yürek sesi oysa, nasıl geç kalmışız ki. Gözüne, gönlüne, cesur yüreğine sağlık Şair. İsminizi bilmiyoruz ama, şiir sesinizi çok beğendik.
Biz hem ozgurluk anitiyla fotograf cektirir hem de bize aciyana degil bizi acitani severiz saire.Adina bazen umut cogu kez siir dedigimiz kadina da tutunusumuz ondan.Yine de biz yuruyelim saire yuruyelim,baharinda cicekler acsin diye umutlarimizin...Gozden kacarsa uzulecegim...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.