5
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
1274
Okunma
Yine hüzün bulutları çöktü içime
Hasretini yudum yudum içtim bu gece
Yokluğun efkâr efkâr doldu şu gönlüme
Sensizliği kadeh kadeh içtim bu gece
Kaderim yağlı sicimi boynuma takar
Ruhum işkence içinde kalbimi sıkar
Bütün yangınlarım kendi külünden çıkar
Sönmüş mangalımda közü deştim bu gece
Yine yalnızım çile dolu her bir yanım
Her gece her gece yanıyor işte canım
Arşa kadar çıktı feryat ile isyanım
Lâl dilimle kızgın koru deştim bu gece
Ne bir haber ne bir selam gelmedi yârdan
Vallahi usandım bedenimde ki candan
Dert çekmek için herkese okudum meydan
Tek rakibim kendimi de geçtim bu gece
İflah olamadım ben bu derde düşeli
Hazanım zamansız oldu döktüm gazeli
Meşe közünde köpüren kahve misali
Fokur fokur kaynayarak piştim bu gece
Dünyam zifiri karanlık ışığa hasret
Gece boyunca ruhumda korkunç muhabbet
Ne zaman olacak sabrın sonu selamet
Neşterle azgın yaramı deştim bu gece
Bir çileden diğerine düşüp savruldum
Gönlüme ateşleri harlayıp doldurdum
Ölüme gel artık diye yalvardım durdum
Kendime üç kat ak kefen biçtim bu gece
Bir karanlık noktaya çakılıp kalarak
Gözlerimden şu gönlüme yaşlar saçarak
Nemli kirpiklerimi bir kazma yaparak
Kendime derin mezarlar eştim bu gece
Bakıp böyle gecelerde çektiklerime
Sıralayıp galiz küfürleri kendime
Dayanamayıp isyan ettim kaderime
Kızgın gayya kuyusuna düştüm bu gece
Erhan’ım ben bu azgın derde nasıl girdim
Ne ağlamayı bildim ne gülmeyi bildim
Ağladım gözümden yaşları sildim
Şükür sırat köprüsünden geçtim bu gece
5.0
100% (16)