0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1302
Okunma
/ Önemli değildir aslında kimin baktığının;
Ayna mıdır yüzü anlamlı kılan, yoksa yüz müdür aynayı mecbur kılan?
Hiç bir önem taşımaz aslında hangi şairin, hangi şiirde intihar edeceği;
’İntihar ne kadarını öldürebilir kendimizin’.../
Geceydi;
sararan bir eylüldü yüzün, ağlayıcı ve yorgun...
şakaklarında gecikmiş intiharların, saçlarında deli rüzgarların kendini sınadığı...
ben hayatımı yaşayarak kirlettim / içimde hep bir keder gezdirdim;
acımasız bir cinayetin kanıtında gizlendim.
kimseler,
görmedi kimseler seni ne çok sevdiğimi...
Ey eskimiş bir hasreti söyleyen uzaklık;
pusulara düşer yolum, uçurumlarda sesim yankılanır,
bu yerlerde benim kalbim yağmalanır...
bilmem ki hangi yolculuk beni sana taşır;
kentlerin koynunda orospular, dağların sırtında kahpeler dolaşır.
Cümleleri talan edilmiş şiirlerle gelmişim
aldırmaksızın uğultusuna rüzgarın,
yüzünü bıraktığın satır aralarında sırılsıklam ünlemler giyinmişim;
Bilmem ki hangi rafta kalmış benim hikayem !..
Geceydi;
daha tenleri ipotekli fahişeler dağılmaz efkarlarıyla yüzünü besliyordu aynalarda...
sen, o an soykırımısındır şiirlerin..
işgal altındaki bir şehirde bağımsız ellerin
gözlerin ki, omurgası kırık bir şarkının içinde...
Daha tenleri ipotekli fahişeler dağılmaz efkarlarıyla kendini demliyordu o şarkılarda...
sen, o an yaşamın şakağına dayadığım tetik
sen, o an Filistin’de bir ana;
özgürlüğü boğulmuş, iradesi bıçakla kesilmiş,
acısı boğulurcasına...
yalnızlığı, tepeden tırnağa ve çırılçıplak...
çaresizliğin damarlarında türkü söyler katıksız
şiir kadar umutlu ve yiğit
tanımsız bir yalnızlığın kollarında iltihaplı şarkısı...
İşte o an, ellerim ayaz... ellerim kan... ellerim uğruna çok öldüğüm tuzaklarda...
ellerim, öyle zavallı ve büyüdükçe kederi büyüyen yoksul çocuklar gibi...
Sen, o an bir küfür gibi öfkesine tutunmuş
belki de rengine tutunmuş bir menekşe ...
bir notasın şarkısına tutunmuş.
/... Ama bilincin yetmediği acılarda,
hayatla kopmuşsa ipiniz, neresinden tutunmalı?../
Bilirsin;
bazen, bazı şiirlere ağlanır
her yara kendi kabuğuna saklanır
her uçurum gider kendine yaslanır;
her aşk ayrılığın çarmıhında paslanır...
Bir ölüm oturur her yaşamın avlusunda
aşk gider, yara kalır...
aşk kalır, yara kimde kalmışsa...
Gözlerinden söz etmiyorsa şarkılar;
gülüşlerin sarkıyorsa hayatın irileşen uçurumlarından
ölüm bir namlu gibi duruyorsa ensende
-ve savruluyorsa düşlerin ortalık yere,
yine de yasını tutmuyorsa şiirler katledilmiş saflığının;
bırak, sözcükler fuhuş’unda en güzel şiirleri ’pezevenk’ler yazsın...
Çok eskidir şiirin insana olan sadakati...
şiirdir derinleştirir hayatın anlamını,
şiirdir çoğaltır yalnızlığı...
ve derindir kalemin değdiği yara...
-ama kesmek gerek gardaş, kanı kanadığı, acıyı acıdığı yerden-
*
Bir geceyi daha piç ettik, bir sabahı karşılarken;
intihar süsü yaşamlarda..
Herkes böyle eksildikçe artanı benim değil
uzayıp giderim - gitmeler...
ben orda bir deniz olsam martılar benim değil
gürül gürül akan bir nehirsem bile aktığım benim değil...
( Birdal ERDOĞMUŞ / 2OO4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.