Faziletli olmak, keskin bir kılıca oturmak kadar güçtür.-- bhartrıharı
Güneri Yıldız
Güneri Yıldız
@guneriyildiz

ESKİ ZAMAN DİLİMİNDE -BUHARA’DA-

1 Ocak 2014 Çarşamba
Yorum
Şiirgram

ESKİ ZAMAN DİLİMİNDE -BUHARA’DA-

( 38 kişi )

28

Yorum

38

Beğeni

5,0

Puan

3422

Okunma

ESKİ ZAMAN DİLİMİNDE -BUHARA’DA-

Ne rüyası...
Gördüğüm şey tam bir kâbus
Biri somut, biri soyut iki baskı arasında
Sıkıştım; durum oldukça müphem


Sonra yaptığım iş çok vahim
Sahi ben ne yapıyordum
Unuttum…


Sesim köpük
Taşa çarpar dağılırım yoktur şüphem
Bağırdım duyulmadı olanca güçle
Kaskatı kesilmişti vücudum
Adeta kütük


Bir türlü açılmayan rüya kapılarında
Bekliyordum kurtulmaya bir umut
Beni rahatsız eden bu hususlardan
Küçük küçük
Kesilmiş parçacıklar rastgele uçuşurken
Kış bitimi nihayet yuvaya dönen göçle
Kuşların teleğine yapışan umutlarım
Çiseleyen yağmurun ardında bıraktığı
Toprak kokusu gibi yavaştan yayılırdı içimde


*
Gölgelerle vuruşurken
Saklanan ben miydim
Gerçeğe sırtı dönük
Anlayamadım

Sus...

Mahpus olmuş atlar gibi harada
Öylesine..., bir masalın içinde yaşıyordum
Eski zaman diliminde -Buhara’da-
Bir taş konak avlusunda bir sedir
Tam önünde unuttuğum bir şeylerle
Git-gel uğraşıyordum
Bilmeden ilkbenimde


Bilseydim, bilenlere sorardım:
“Bu nedir… “
Derdim “Ah!” çekerek
Göçerlerin gözlerinde
Akıp giden benmişim meğer
Fark edemediğim
Kıvrılan nehir gibi kaç senedir


Elimde söndü sönecek bir mum
Kör-topal yürüyorken
Gözlemledim çevreyi
Sağırdı umum


Ah kaderim…


(26.03.2013 / Elazığ)
Güneri Yıldız


Paylaş
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (38)

5.0

100% (38)

Eski zaman diliminde -buhara’da- Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Eski zaman diliminde -buhara’da- şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ESKİ ZAMAN DİLİMİNDE -BUHARA’DA- şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Derebey
Derebey, @derebey
3.1.2014 21:33:40
5 puan verdi
Muhterem abim. Şiiriniz bana her zamankinden çok farklı geldi.mükemmel bir uslup harika bir anlatım.şiirinizin başlığındaki Buhara sözü,
Çocukluk yaşlarımda okuduğum iki ayrı romanı hatırlattı.ne zaman bu şehrin adını duysam hep bende böyle bir çağrışım oluşur.
Şiiriniz mükemmel bir etkiye sahipti.usta kaleminiz engin yüreğiniz daim olsun sayğı değer abim.

Selam ve sayğılarımla.
ferhan
ferhan, @ferhan
3.1.2014 15:29:36
5 puan verdi

Mahpus olmuş atlar gibi harada
Öylesine..., bir masalın içinde yaşıyordum
Eski zaman diliminde -Buhara’da-
Bir taş konak avlusunda bir sedir
Tam önünde unuttuğum bir şeylerle
Git-gel uğraşıyordum
Bilmeden ilkbenimde


Bilseydim, bilenlere sorardım:
“Bu nedir… “
Derdim “Ah!” çekerek
Göçerlerin gözlerinde
Akıp giden benmişim meğer
Fark edemediğim
Kıvrılan nehir gibi kaç senedir


Elimde söndü sönecek bir mum
Kör-topal yürüyorken
Gözlemledim çevreyi
Sağırdı umum


Ah kaderim…

Yüreğinize ve kaleminize sağlık mükemmel bir şiir okudum gönül kaleminizden,selam ve dua ile..
Seyit Kazım
Seyit Kazım, @seyitkazim
2.1.2014 20:20:33
5 puan verdi
Ne rüyası...
Gördüğüm şey tam bir kâbus
Biri somut, biri soyut iki baskı arasında
Sıkıştım; durum oldukça müphem

<<<<<
kalemi
pak yüreği
hak güzel insan annadolun özünden nemeler
yunus karacoğlan kaleminden sevgiler can dostumm
Etkili Yorum
Ferda,ca
Ferda,ca, @ferda-ca
2.1.2014 17:09:37
5 puan verdi
Gölgelerle vuruşurken
Saklanan ben miydim
Gerçeğe sırtı dönük
Anlayamadım

Sus...Bu kez anlatım tarzınız farklı geldi bana hocam daha kısa cümlede fazla anlam.Gerçek ve düş gibi,savaş ve barış gibi,yaşam ve ölüm gibi...Anlam fazlalığı ve bütünlüğü ile okunası güzel bir eserdi şiir.Tebrikler usta kalem saygı ve selamlar efendim.
Gül Şehri
Gül Şehri, @gulsehri
2.1.2014 14:55:24
5 puan verdi
Her defasında okurken hayran olduğum şiirlerin , Değerli şairini yürekten kutluyorum...
Selam ve dua ile...
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45), @emineuysal-emine45-
1.1.2014 22:55:22
5 puan verdi
Zihnimize yer eden anlar vardır unutamadığımız, işte o anların toplamı bir şiir güzel resmedilmiş...

Tebrikler Güneri Bey

saygılar
Fazilet Bayraktar (M-Kiba
Fazilet Bayraktar (M-Kiba, @fazilet-bayraktar-m-kibar-gul
1.1.2014 22:41:31
5 puan verdi
Anlamlı ve akıcı dizelerin yazan yüreğe ve kaleme selam olsun
saygılar HOCAM...
Maide Özgüç
Maide Özgüç, @maideozguc
1.1.2014 21:28:52
5 puan verdi
"eski zaman diliminde buhara"
harika bir şiirdi
tebriklerim çokça
saygımla
Işık  Mehmetali
Işık Mehmetali, @isikmehmetali
1.1.2014 21:24:03
5 puan verdi
ESKİ ZAMAN DİLİMİNDE -BUHARA’DA-

Ne rüyası...
Gördüğüm şey tam bir kâbus
Biri somut, biri soyut iki baskı arasında
Sıkıştım; durum oldukça müphem


Sonra yaptığım iş çok vahim
Sahi ben ne yapıyordum
Unuttum…


Sesim köpük
Taşa çarpar dağılırım yoktur şüphem
Bağırdım duyulmadı olanca güçle
Kaskatı kesilmişti vücudum
Adeta kütük


Bir türlü açılmayan rüya kapılarında
Bekliyordum kurtulmaya bir umut
Beni rahatsız eden bu hususlardan
Küçük küçük
Kesilmiş parçacıklar rastgele uçuşurken
Kış bitimi nihayet yuvaya dönen göçle
Kuşların teleğine yapışan umutlarım
Çiseleyen yağmurun ardında bıraktığı
Toprak kokusu gibi yavaştan yayılırdı içimde


***
Gölgelerle vuruşurken
Saklanan ben miydim
Gerçeğe sırtı dönük
Anlayamadım

Sus...

Mahpus olmuş atlar gibi harada
Öylesine..., bir masalın içinde yaşıyordum
Eski zaman diliminde -Buhara’da-
Bir taş konak avlusunda bir sedir
Tam önünde unuttuğum bir şeylerle
Git-gel uğraşıyordum
Bilmeden ilkbenimde


Bilseydim, bilenlere sorardım:
“Bu nedir… “
Derdim “Ah!” çekerek
Göçerlerin gözlerinde
Akıp giden benmişim meğer
Fark edemediğim
Kıvrılan nehir gibi kaç senedir


Elimde söndü sönecek bir mum
Kör-topal yürüyorken
Gözlemledim çevreyi
Sağırdı umum


Ah kaderim…


(26.03.2013 / Elazığ)
Güneri Yıldız



Anlam dolu akıcı dupduru şiir okudum
Usta kalemi engin yüreği ayakta alkışlıyorum
Kalemin susmasın usta
_____________________________Saygılar
İ.Çamalan
İ.Çamalan, @i-camalan
1.1.2014 21:05:45
5 puan verdi
Bütün kültürler ve kültürel unsunlar, insanlar tarafından oluşturulmuştur, yani kültürün temel kaynağı insandır.

hocam şiirinde masalsı bir kültürü çok ince noktada birleştirip anlatmış

tebrikler
İSMAİL SÜKLÜM
İSMAİL SÜKLÜM, @ismailsuklum
1.1.2014 21:05:26
5 puan verdi
Sanki yaşadıklarımıza bağlamışsınız.
İllaki bu karanlıkta bir ışık bulacağız.
Biz Türk Milletiyiz.
Hiç bir millette olmayan devlet olma birikimimiz var.
Kaleminize sağlık.
Selam ve saygılarımla.
AZAP
AZAP, @azap
1.1.2014 20:53:32
5 puan verdi
Elimde söndü sönecek bir mum
Kör-topal yürüyorken
Gözlemledim çevreyi
Sağırdı umum


Ah kaderim… kim kime dumduma dost ne geçmiş ne gelecek umurlarında vur çalsın çal oynaşındalar ayakta uyuyorlar gönül selinin deryasını kutlar sevgiler sunarım...
ersinbaşeğmez
ersinbaşeğmez, @ersinbasegmez
1.1.2014 18:56:02
hayat

yaşandıkça

kader

ya

çok sevilir

ya da

sevildiği

hissettirilir

derin şiirdi

okurun yolunu bulmak için ısrarla fener aradığı şiir


tebriklerimle
Gülsen Tunçkal
Gülsen Tunçkal, @gulsen-tunckal
1.1.2014 18:44:36
5 puan verdi
Bilseydim, bilenlere sorardım:
“Bu nedir… “
Derdim “Ah!” çekerek
Göçerlerin gözlerinde
Akıp giden benmişim meğer
Fark edemediğim
Kıvrılan nehir gibi kaç senedir


Okurken dizelerde kişinin az veya çok bulmasıydı dizeler, hayat denen hengamelerle öyle bir geçiyor ki, zaman atlı bizlerse yaya..

TEBRİKLERİM DEĞERLİ YÜREĞİNİZE SAYGIMLA, İYİ YILLAR GÖNLÜNÜZCE EN ÖNEMLİSİ İLE DE SAĞLIKLA EFENDİM..


Etkili Yorum
EPRÛ
EPRÛ, @derinmavi-
1.1.2014 17:09:53
5 puan verdi
Geçti sandığımız ,geçmişin izleri zamanın bir yerinde baş kaldırır ,insan gönül gözüyle bakıyorsa olaylara..Neresi olduğunun çokta önemi yoktur bunun..'Buhara' bana çok başka şeyler çağrıştırdı ,hepsini dile getirmem elbette mümkün değil..Ama gördüğüm,izlediğim kısaca ; şairin gören ,duyan bir kalbe sahip olduğu ve umumun duyarsızlığına sessiz kalamayışı idi..Bir ömrün anatomisi geçmişten bu güne şekillenirken şairin mahirliği gözden kaçmıyor .Ve koca bir öykünün dile gelirken okuru sarmalayışı 'Buhara'nın' neresi olduğunun önemi olmadığını anlatıyor aslında..Kâh Semerkant'ta bir şehre konuk oldum şiiri okurken,kâh Erzurum'da dolandım durdum..Gördüğüm insan manzaraları hep aynı idi..

Kaleminize saygım ve selamım ile..
ms-solmaz
ms-solmaz, @ms-solmaz
1.1.2014 16:21:21
5 puan verdi

süvari atın dizginini tarihi gerçeklere bağlayıp ebedi menzile ulaştırmış.
bu kalem çaresizliğe çaredir.
anlamlı hoş yapıt.
saygımla.
gül peri
gül peri, @gulperi
1.1.2014 15:45:20
5 puan verdi



Mazideki gerçeklerin bir panaromasıydı şiir.

Duygular harika biçimde dizelere aktarılmış.Duygulu bir serzeniş.

Gönül sesinizi beğeniyle okudum.

Bütün sıkıntılar geçmişte kalsın sayın hocam.Mutlu yıllar diliyorum.

Saygılar.
neneh.
neneh., @neneh-
1.1.2014 15:35:12
Muhteşem!..Bağlandı yollarım kaldım çaresiz der gibiydi Sayın Hocam..Saygıyla...
glenay
glenay, @glenay
1.1.2014 15:27:25
5 puan verdi
Bazen düşünürüm bizde kaç ben daha var diye.

Sorgularken gerçeği bulmuşsunuz
insan kendini farkederse,
insani bütün duyguları yol gösterir ona

tebrikler,
anlamlı güzel bir şiird,

selâmlarımla,

mutlu ve huzurlu bir yıl diliyorum..
Hasan Özaydın
Hasan Özaydın, @hasanozayd305n
1.1.2014 15:16:35
Yüz yıllar öncesinde bendim sanki bu gün yine ayni duygularlayım.Tebrik ederim saygılarımla.
KARDELEN'NİNİM
KARDELEN'NİNİM, @kardelenninim
1.1.2014 13:53:19
5 puan verdi
Her satırda yaşattınız..Güzel şiirinizi kutlarken ustam yeni yılın güzellikler getirmesi dileklerimle saygılarımla.EMA
İpekyildiz
İpekyildiz, @ipekyildiz
1.1.2014 13:49:13
5 puan verdi
Hayal ile gerçek arası yaşananlar ne güzel aktarılmış...

Yüreğinize sağlık

Saygılarımla ve dostlukla
kul düşünce
kul düşünce, @kuldusunce
1.1.2014 13:34:58
5 puan verdi
emekle yazılmış mükemmeml şiir okudum
yüregine emegine saglık hocam saygılar.
Muzaffer Yavuz
Muzaffer Yavuz, @muzafferyavuz
1.1.2014 13:24:53
Yüreğine sağlık Güneri hocam her zamanki tadında anlamlı dizeler
Sevdiklerinle beraber güzel bir yıl diliyorum,selamlar.
Etkili Yorum
Şükran AY
Şükran AY, @sukranay
1.1.2014 13:17:17
5 puan verdi


Tarihe uyanışın resmini çizmiş dizeler...Tarihimiz en gerçek aynamız ...acı olarak yansımış...yansıtılmış hep çarpık olarak ...değil mi saygıdeğer hocam... Bambaşka bir güzelliği vardı eserin.Beni de sürüklediği gerçeğin ve duygunun acı sisinde mahvetti.

Kalben kutlarım değerli gönül emeğinizi.Paylaşım için teşekkür ederim.



Vikipediden alıntıladım bilgiyi sayfanızda paylaşmak istiyorum müsadenizle.Şiire çok yakışacaktır diye düşünüyorum.

Selam ve en derin hürmetlerimle yüreğinize.


Buhara (Özbekçe: Buxoro; Tacikçe: Бухоро; Arapça: بخارى; Farsça: بُخارا‎ Bukhārā; Rusca: Бухара), Orta Asya'nın en eski yerleşim bölgelerinden olan ve günümüzde Özbekistan sınırları içinde bulunan tarihî şehir. Arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu göstermiştir. Şehirde yapılan Arkeolojik kesit çalışmalarında yaklaşık 20 m kadar derinlikteki alt katmanda; kamusal binalar, askeri tahkim yapıları, çanak-çömlek ve madeni paralar gibi çeşitli arkeolojik buluntulara rastlanılmıştır.[1] Buhara tarih boyunca bölgenin önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri olmuştur.


Buhara çevresindeki insan yerleşimlerinin en az 5000 yıl öncesine kadar uzandığı görülür. Şehrin kendisinin ise 2500 yıllık tarihi vardır. Tarihte Orta Asya Türk uygarlığı için önemli bir merkez olmuştur. Uzun süre antik Pers İmparatorluğu'nun denetiminde kalan Buhara'da ilk yerleşimler, Aryan göçleri dönemine rastlar.

İran halklarından Soğdlar bölgeye yerleşmiştir. Buhara adının kökeni ile ilgili varsayımlar; eski Soğdca bereketli toprak anlamındaki βuxārak[2], Farsça bilginin kaynağı anlamındaki bir Zerdüşt ismi olan bukhar[3] ya da Sanskritçe Budist manastırı anlamındaki vihara[2][4] sözcüklerinden kaynaklandığı biçimindedir. Buxārā ismi en erken tahminen 4 – 5 yüzyılına ait bakır maden paralarda,[5] ve Soğdca yazıtlarda Pugar (pwγ’r) ve Puxar (pwx’r) şeklinde [6], ve en önemli ve ilginçi Kül Tigin yazıtında (8. yy başlarında) Buqar (buqar) olarak yazılmıştır[7]. O nedenle bu şehire Buxārā denirdi, ve eskiden onun adı Banuğkath بنجكث idi,[8]

Eski Uygur dilinde bu (buxār) sözü bir "tapınak" veya "bir ibadethane" anlamına gelir.[9] Bir başka varsayıma göre; Puxar yer ismi Sibirya kökenli olup Yenisey dillerinde (hanty) "bir ada" anlamına gelir.[10] Bildindiği gibi, milâttan sonra 6. yüzyılda Buxārā vahasında Tardu Kağan'nın (Sāwa-shāh, Shīr-i Kishwar) oturduğu, yüce Türk Kağan'nı İstemi'nin (Qarā Chūrīn) oğludur. O Sasani hükümdarı IV. Hürmüz'ün (šāhanšāh Xurmazd IV Тurkzāda) annesi tarafından amcasıdır,[11] İstemi Kağan'nın kızı öz erkek kardeşi Sasani hükümdarı I. Hüsrev (šāhanšāh Xusraw I Аnūshirwān; Farsça: انوشیروان عادل, Anuşiravan-ı-ādil) ile evlenir. Narshakhi'ye göre Shīr-i Kishwar yirmi yıl boyunca Buxārā'yı yönetti ve Baykand'ta yaşadı. O Buxārā'da bir kale yaptırdı ve ayrıca Buxārā vahasında, Маmastin, Sakmatin, Samtin ve Farab isimlerinde yerleşim yerlerini yaptırdı. Onun oğlu'da El tigin (Parmūda, Nili-xān) Buxārā vahasında, Iskijkath, Sharg, Faraxsha ve Rāmitan isimlerinde yerleşim yerlerini yaptırdı. O Çin'den bir Çin prensesi ile evlenmiş ve o bir put tapınağınıda beraberinde Rāmitan'a getirmiştir.[12]. Rāmitan Buxārā'dan daha eski bir şehirdir, eskiden hükümdarların orada bir konutları bulunurdu, Buxārā şehri kurulduktan sonra buraya taşınmışlardır. Bazı kitaplarda Rāmitan yerine Buxārā yazılmıştır.[13]

Yeni Fars dilinin bu söz kalıpların içindeki aktarmada ﺭﺎﺨﺭﻓ farxār [14] veya ﺭﺎﻬﺑ bihār [15], ve Arapça ﺭﺎﻬﺑﻟﺍ al-bahār veya al-buhār [16].
Türk Dili'nin en eski sözlüklerinden Divân-ı Lügati't-Türk'te;
"..... Bu şehirleri Türkler yaparak adlarını kendileri koymuşlardır. Bu adlar olduğu gibi şimdiye kadar gelmiştir. Bu yerlerde Farslılar çoğaldıktan sonra Acem şehirleri gibi olmuş. Bugün Türk ülkesinin sınırı " Abisgûn" (Hazar) denizi ile çevrili olarak Rûm diyarından ve Özçent'ten Çin'e kadar uzanır. Uzunluğu beşbin fersah, eni üçbin fersahtır; hepsi sekizbin fersah eder." diye yazılmıştır.[17].
Efsaneye göre şehrin kuruluşu[değiştir | kaynağı değiştir]


Buhara surları
Fars destansı şiiri Şahname'ye göre şehir, Pishdak (Pishdādian) Hanedanının mitik Şahı Kai Kavoos'un (كيكاوس; Avestan Kauui Usan) oğlu Kral Sıvayuş tarafından kurulmuştur. Efsaneye göre Sıvayuş vezirler tarafından annesini baştan çıkarmakla suçlanmış, suçsuzluğunu kanıtlaması için ateşle imtihana tutulmuştur. Alevlerden yanmadan çıkamasından sonra Oxus nehrini (şimdiki Ceyhun ya da Amuderya) geçerek Turan'a ulaşmıştır. Semerkant kralı Afrasiab[18] kızı Ferganiza (Farsça: فرنگيس Farangis; Türkçe: Kaz) Siavash (Sıyavuş) ile evlendirir; ayrıca Sıvayuş'a Buhara vahasının beyliğini verir. Sıvayuş burada bir kale ile çevresindeki şehri inşaa ettirir. Ancak birkaç yıl sonra bu sefer kayın validesini baştan çıkarmakla suçlanınca Kral Afrasiab tarafından öldürülür. Bunun üzerine Turan'a saldıran Şah Kai Kavoos, Afrasiab'ı öldürür, oğlunu ve gelinini İran'a götürür.

Tarihi kayıtlarda kuruluşu[değiştir | kaynağı değiştir]


Grek Baktria kralı Ökratides (M.Ö.170-M.Ö.145) dönemine ait bir altın para. 169.2 gram ağırlığı ve 58 milimetre çapı ile Antik dönemde basılmış en büyük altın paradır. Buhara'da bulunmuş, ve Napoleon III tarafından alınmıştır. Cabinet des Médailles, Paris.
Resmi olarak şehir M.Ö. 500 yılında bugün Ark adı verilen bölgede kurulmuştur. Ancak Buhara vahasındaki yerleşimlerin tarihi M.Ö. 3000'lere kadar uzanır. Sapalli kültürü adı verilen ileri bir Bronz çağı kültürü buradaki Varakhsha, Vardan, Paykend, ve Ramitan gibi yerlerde ortaya çıkmıştır. M.Ö. 1500 civarında iklimdeki değişiklik, demir teknolojisi, Aryan göçebelerin gelişi gibi farklı etmenlerin etkisiyle çevre yörelerden vahaya büyük miktarda nüfus akışı gerçekleşmiştir. Sapalli ve Aryan halkları Zeravşan deltasındaki göl ve sulak arazilerin etrafındaki köylerde birlikte yaşamaktaydı. M.Ö. 1000'den itibaren bu iki grup kendine has bir kültür geliştirmeye başladı. Soğd (Sogdian) adı verilen bu kültür M.Ö. 800'e kadar Zeravşan vadisinde çeşitli şehir-devletlerde yayıldı. Bu tarihlerden itibaren Zeravshan deltasının oluşturduğu sulak alan doldurulup yerleşimler oluşturulmaya başlanmıştır. M.Ö. 500 yılına geldiğinde iyice büyüyen bu yerleşimler birleştirilerek duvarla çevrelenmiş, böylelikle Buhara şehri kurulmuştur.


Pers ve Sasani İmparatorlukları[değiştir | kaynağı değiştir]
Buhara M.Ö. 500 yılında Pers imparatorluğuna vassal devlet olarak bağlanmıştır. Bundan bir süre sonra Büyük İskender'in ve daha sonra da Hellenistik Selevkos, Greko-Baktria, Kuşan imparatorluklarının egemenliklerine geçer. Bu dönem boyunca Buhara Anahita kültünün ve bu külte bağlı ekonominin merkezi olarak işlemiştir. Zervaşan deltasında yaşayan halklar yılda (ay takvimine göre) bir kez ellerindeki eski tanrıça idollerini yenisiyle değitiştirmek üzere bir araya geliyordu. Bu amaçla Mokh tapınağının[19] önünde düzenlenen festival, toprağın verimliliği için de büyük önem taşımaktaydı. Bu tür ticari festivaller sayesinde Buhara bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Çin'in Han Hanedanı İpek yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla kuzeyden gelen göçebe boyları geri püskürtünce, çoktan refaha kavuşmuş olan Buhara kervanlar için bir uğrak haline geldi. Kuşan İmparatorluğunun yıkılmasının ardından Moğolistan'dan gelen Hun boylarının eline geçen Buhara hızlı bir düşüş yaşamıştır.
Sasani İmparatorluğu döneminde Arap işgaline kadar, Buhara Manicilik ve Nasturi Hıristiyanlık için önemli bir merkez olmuştur. İslam ordusu 650 yılında Buhara'yı ele geçirdikten sonra Buhara çok dinli özelliğini yüzyıl kadar devam ettirmiştir.[20] Bunun nedeni büyük ölçüde Çin'in Tang Hanedanı'na karşı Soğdların Arapları desteklemeleri; ve Arap egemenliğinin çok sağlam olmaması sayılabilir. Ancak 751 Talas savaşının ardından Araplar bölgedeki egemenliklerini güçlendirmiş, İslam dini bölgede yayılmaya başlamıştır. şebinkarahisar muhara köyüne göç vermiştir oradaki insanlar zaman içinde oranın yerlisi olup müslümanlığı yaymışlardır
İslam Dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]


Mir-i Arab medrese


Samanîler'den kalma İsmail Samanî'nin mezarı
Şehir gerçekten söylence bir varlığa, zenginliğe, o Kızıl Kum Çölünde bir vaha kenarında ve İpek yolu güney güzergahı üzerinde önemli alanda olmasına borçludur. 9. yüzyılın ortasından 10. yüzyılın sonuna kadar Buhara Samanîlerin başkenti (Milâdi 819-1005), Samanîlerin yıkılmasından sonra Karahanlıların yönetimi altına girdi (Milâdi 999 - 1141), daha sonra Kara Hıtay'ların eline geçti, fakat siyasi önemini kaybetti. Karahanlılar zamanında şehir kültürel altın çağını yaşamıştır, bunlardan Büyük Minare (kitabesinde 1127 yapım tarihi yazılı), ve Maġâk-i Aṭṭârî Cami'si sayılır.
İbn Havkal, Sughd nehrinin sol yakasından alınan, Bukhara şehrinin civarındaki ovanın ve bahçelerin ana kanallar sulama sistemi ile sulandığını detaylı olarak anlatır.[21]. Ayrıca Buhara'dan şöyle anlatır; "Buhara'da konuşulan dil Soğdça (lisan al-Sughd), birazcık farklı, ama diğer insanlar Dari'ce[22] (la-hum lisan bi 'l-dariye; Farsî lehçe) konuşurlar."[23]
Kaşgarlı Mahmud, Divân-ı Lügati't-Türk'te;
"Balasagun ile Buhara ve Semerkand arasında türkleşmiş bulunan bir ulus."[24] ve "Balasagun'a gelip yerleşmiş olan bir ulustur. Bunlar "Soğd" dandırlar. "صْغد Soğd", Buhara ile Semerkand arasındadır. Bunlar, Türk kılığını almışlar, Türk huyu ile huylanmışlardır."[25] şeklinde Soğdları tanımlar.
1220 yılında şehir, Cengiz Han'nın oğlu Çağatay komutasındaki bir ordu ile, Otrar'rı zaptetti ve yağmaladı, bu sırada Cengiz Han'nın kendi komutasındaki ordu ile, Buhara'yı tamamen yaktı. 30,000 kişiyi katledildi ve binlerce kadın tecavüze uğradı.[26].
Elli yıl sonra, şehir normale dönmeye başladığı sırada, Moğollar bu kez İlhanlı hakanı Abaka'nın önderliğinde tekrar saldırır. Abaka, 1265 yılı içinde ölen Hülagû'nun yerine geçmiş[27] ve Hristiyanlığı kabul edeceği sözünü vermiştir. Kudüs'ün Patriki 1267 yılının Mayıs ayında, tekrar Sultan I. Baybars'ın Haçlılara Akkâ düzlüğünde saldırısı sonucunda Johann von Brienne'nin öldüğünü yazar, ondan nerede ve nasıl yapabileceği dair yardım rica eder.[28].
Papa VI. Clement, Hıristiyanlığı kabul ettiğini zanettiği[29] "Tatar prensi" Abaka'yı kutlamak için bir mektup yazarak Memlukler'e karşı yardımını ister. Böylelikle Haçlılarla kader birliği yapan Abaka'nın bir hedefi de Buhara'dır. Komutanı Nikpai Bahâdur [1] 28 Ocak 1273'de kente girdikten sonra şehir yedi gün yağmalanır, neredeyse tüm nüfusu katledilir.[30] Bu yıkımdan sonra Buhara uzun süre kendini toparlayamayacaktır. Moğol istilası öncesi dönemde Buhara İslam uygarlığını derinden etkileyecek iki büyük isim yetiştirmiştir: İbni Sina ve İmam el-Buhari.

sunduzyaşar
sunduzyaşar, @sunduzyasar
1.1.2014 12:59:29
düşle gerçek arasında bağ öylesine güzel kurgulanmış ki hisler deryasında bir umman olmuş sanki yüreğinize kaleminize sağlık derken iyi yıllar diyorum her daim saygımla..
hülvani
hülvani, @hulvani
1.1.2014 12:40:49
5 puan verdi
Sus...

Mahpus olmuş atlar gibi harada
Öylesine..., bir masalın içinde yaşıyordum
Eski zaman diliminde -Buhara’da-
Bir taş konak avlusunda bir sedir
Tam önünde unuttuğum bir şeylerle
Git-gel uğraşıyordum
Bilmeden ilkbenimde


Bilseydim, bilenlere sorardım:
“Bu nedir… “
Derdim “Ah!” çekerek
Göçerlerin gözlerinde
Akıp giden benmişim meğer
Fark edemediğim
Kıvrılan nehir gibi kaç senedir


Elimde söndü sönecek bir mum
Kör-topal yürüyorken
Gözlemledim çevreyi
Sağırdı umum


Ah kaderim…


Düşlere yolculuk yaptıran Buharayı Semer-kandı hayal ettim çölleri aşıp gelen atlıların gölgelerini görür gibi oldum dönüp zamana baktığımda evet çok doğru ağır aksak kör topal yol alıyoruz zamanda.

Kutladım kalemini değerli Güneri Kardeşim.

Selam ve DUA ile kal.
zaralıeren
zaralıeren, @zaralieren
1.1.2014 11:52:36
5 puan verdi
Bilseydim, bilenlere sorardım:
“Bu nedir… “
Derdim “Ah!” çekerek
Göçerlerin gözlerinde
Akıp giden benmişim meğer
Fark edemediğim
Kıvrılan nehir gibi kaç senedir


Elimde söndü sönecek bir mum
Kör-topal yürüyorken
Gözlemledim çevreyi
Sağırdı umum


Ah kaderim…

anlam yüklü akıcı ustaca dizelerdi emeğine sağlık selamlarımla nice mutlu yıllara
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.