26
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
3351
Okunma
gecenin içindeyim
ve gecenin içinde ben
kaldırımları öpen yalnızlığın şarkısı
bir de
rüzgârdan sallanan iki sokak lambası
sırlarım dökülüyor
arnavut kaldırımlarına
kızıl sofrada yakut
hüzün denilen çile
ürkek bakışlarımla geceyi tarıyorum
hasret kurşunlarıyla
yalnızlığı tam alnından vuruyorum
devrilmiyor
mermiler tükeniyor
yoruluyorum
kulaklarımda hâlâ beynimi tırmalayan
vuslat çığlıkları
hücrelerim dağılıyor
duygularım yığılıyor
ay karanlık gecede kaldırımlara
sarsılıyorum
bu sana son mektubum
düşerken satırlara intizârda her kelime
kimbilir
kimbilir belki hiç geçmeyecek eline
biliyormusun çile bakışlım
yürek yakışlım
dün dün yine geri geldi
sana son diye yazdığım
sonu olmayan mektup
hani hani şu bizim haberci başı
turna kuşuyla gönderdiğim
ve almadan geriye gönderdiğin
oysa
oysa neler neler yazmıştım sana
ahhh bir bilsen
bilebilsen
telli turnanın kanatlarına
ve hâlâ bitmeyen inatlarına
garip turnam,dertli turnam
iki göz iki çeşme
yok derken ağlıyordu
döküldü birer birer kanatlarından
yazdığım satır başları
seni aramaktan bitkin ve perişan
gözler kömür karası
iki nefes arası
ahhhh be yürek yarası
onu gönderirken ne ümitlerim vardı
alı al moru yeşil
sensiz gecelerde
ellerimden tutardı
dün gelen posta kuşunun boynu bükük kırıktı kanadı
ve hala
ve hâlâ bende dinmeyen vuslat inadı
oysa oysa bana söylemişti
kanadı kırık bilge turna
eğer gelmiyorsa cevapların arkası
vurmalısın bir kelepçe
yüreğinden ta kalbine
anla ki anla ki bitmiş bu sevda şarkısı
anlıyorum anlıyorum haklıymış bilge turna
ne yazık ki anlatamıyorum
hüzün karası çığlıklarının
zehirli bir zar gibi sardığı, ta ortasından
binlerce yardığı
çilegâhımda naza
yürek denen enkaza
ve bu mektubu yazıyorum
buz kırığı gözyaşlarımla yine sana yine sana
tekrar yalvarmaktan başka bir çarede yok
posta kuşuna
yanına gidiyorum yorgun mu yorgun
aynı ben gibi
kanatları kırık
yüreği yanık
balkonda öylece uzanmış
gözleri yarı aralık
kahrından dökülmüş üç beş tüyde cabası
esen rüzgâra inat çökmüştü
yanıbaşına
ağlıyor gibiydi bana bakan gözleri
acıdım çoook acıdım
posta kuşuna
sonra bir tuhaf oldum dokunduğumda
kaskatı olmuştu buzdan bedeni
suçladım kendimi
sanki de bendim nedeni
o gözleri sönmüştü
anladım bir daha olamyacaktı
benim için mesafeler gideni
kimbilir kaç bahar öncesi
zorla gülmüştü
geri gelen o son mektupla beraber
ümitlerim gibi o da
o da
sessizce ölmüştü
gözlerim çivilenmiş boşluğa bakıyorum
ve elveda sana
iki gözüm arası
hüzün çırası
offfff be yürek yarası
gözlerimden süzülen iki şebnem gözyaşı
daha düşerken yere
havada kırılıyor
ellerimdeki mektuba son defa bakıyorum
gözlerim kararıyor
ellerim sararıyor
ağlayarak ve ağlayarak yakıyorum
Makberî-Ahmet AKKOYUN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.