8
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
1480
Okunma

Hüzünlerin en demlenmiş hali
her defasında bir bildiğim
gitmelerin en uç noktasında
gece karanlığı saklarken geceden kara yarınları
eğer ölmediysek de o anda
düşeni kaldırmaya olan borcum
taşımaya ahdettiğim emanete olan
saygımdandır
Yorgunluk içimde yosun tutmuş bir taş gibi
kendimi bile taşıyamayacak kadar yorgunum
kirpiklerime salıncak kurar çocukluğum
o da, ya vadesi dolmuş vuslatlardan yorgun düşer
ya da yağmurlardan kaçar saklanır yosun tutan ağaçların arkasına
yine de beklemeyi ibadet bilmem
yıldızları geceme yakın
sandığımdandır
Sahillerin kızgın kum taneleri
acılarım gibi geceleri serin ay ışığında demlenir
kulaklarımda doğarken okunan ezan sesi
korkularım belki de sevincim olur o gün
o ses son bir kez daha dinlenir
Ah içimi yakan bu (ateş) !
sıcak oluşu kızgın kum tanelerinden
her an gönlümün mabedinde, durmadan
andığımdandır
Akıl kadar gönül de aşılmaz bir umman
akıl karı değildir bu bekleyiş
bu sabır !
kim düşerse benimle birlikte, bastığı izleri bile bulamaz
akıl bir nefeslik ferah bulur da
y(k)azdığı şiirlere gömülen şairler gibi
kendi nefesimde boğulmam, gönlüme
kandığımdandır
Düşenin dostu olmaz derler ya hani
bazen kendine bile dost olamamak böyle bir şey sanırım
ben en acı yakanı ateş bilirdim
oysa düşse bu içimdeki, bir iğne ucu kadar
yalnızlıktan kuruyan şehirleri yıkar yakar
söz cemre olur, bir damla düşer kalbe
fitili dilim,
adı nedir bilmem ama
bildiğim,
ezelden yazılı tek bir söze tutsak olmam
asırlardır
yandığımdandır
10.08.2013
5.0
100% (19)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.