1
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
1193
Okunma
Güller vardı kirve sinede açan güller
Gül’de batmayan dikenler
Gülenler vardı
Pazarlıksız gülmeler..
Mütevekkil adamlar vardı
Kadınlar
Sabırları yüzlerinden okunan..
Acıtmayan yoksulluklar
Yoksul gündüzlerden sonra bereketli akşamlar
Suyun zehrini tatmamıştık hiç
Kursaklarımızda çelikten duvarlar vardı
Şimdi nereye bassan toprak kirli kirve
Ne kuş gülücükleri ne ötüşen böcekler
İçimizden yangınlar sesleniyor
Hiç batmasa ne olur güneş?
Ruhumuz karanlıklarla besleniyor
Siperlerde vuruşuyor duygularımız
Mezarlar kazılıyor kalbin tarlalarına
Işıkları söndüren de kendi algılarımız
Göz karanlık alabildiğine
Kulak inanmıyor duyduklarına
Artık tekin değil hiçbir sabah
Akşamlar artık sevecen değil
Ani ölümler döşenmiş bütün yollara
Aceleci büyümelerle oyalanan çocuklar
Tedirgin gözler bırakıyorlar toprağa
Sabırlı bir infiali yaşatan kader
Şimdi dehrin saatini kuruyor
Zihinlere yeni kederler ekleyerek
Herkes kendi düşlerine yenildi
Yanılgı kendini yok etmez bekleyerek
Oysa göğsümüz açıktı bütün rüzgarlara
Barikatlar biriktirmiştik zamanın fırtınasına
Saçlarımızdan güvercinler uçuşurdu
Baktıkça şahlanırdı bedenlerimiz
Onurlu yaşamların haritasına
Hangi tufan Nuh’a götürür şimdi bizi kirve
Acep nerededir Musa’nın asası
Sülayman’ın Hüthüt’ü ne vakit yola koyulur
Hangi ateş yakar şimdi İbrahim’i
Hangi kuyudan Yusuf’un sesi duyulur?