0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1312
Okunma
ne zaman sızım bitti
ilaç oldu sözlerin
yağmura söz vermiştik
inat yoktu
dua vardı
kamburu çıkmış günlerin
ikindi vakitleriydik
vakti saati gelmeyen
beklentilerin
süt anasıydık
“sat anasını dünyanın” çocuklarımızı
emziriyorduk.
en kötü zikirlerdi şarkılarımız
beddualarımız kahkahalarımızdı
sigaramızla geçmişi yakıp
ölebiliyorduk mezarlıklarda
kahramanları ölülerden seçip
elimizdeki çiçek değil anlamdı.
güllerin rengi çok gelmişti
çok bilen talihe
bu işte bir hile var biline
“bütün meyhanelerini dolaşıp istanbu’lun
kadehlerdek izlerden”
kader/keder yapma mevsimi bitmişti.
kendimizi bulamıyorduk
içimizdeki cevher
bilinse
silinse pas
işıldasa
işınlansa
ne gerek
gerine gerine
gerileyerek
gererek
bakmıyordu bu söze
gelene öğretecekleri olanlar
son sözü söyleyen olmak için
önsözde ezberleniyordu roller
klişelerden bozmaydı
ilişkiler
kaşesi yapılmıştı
ayrılığın
ibrahim köksal
21 kasım 2012/bakırköy