14
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
2179
Okunma

boynum seni inanmaya çağırıyor
öylece uzayan...
yalın, kalın, saydam ve damarlı
tutarlı ya da atarlı
endam ve gam ayarlı
yani sevgilim bin bir suratlı
yoklayan ve yollayan
adamlar sevdim
varlığımı tamamlayan parçaları
onlarda bulacağım zannettim
asil türler tanıdım
ve kadınlar, görünmez taçlarıyla
onları azaltmak
kendimi çoğaltmakmış anladım
daha çok sevebilmekmiş seni
söyle hadi
biliyorsun sen
kimin geçmişi tozlu
ve dahi bizimkinden tuzlu değil ki
geldin, gittiler!
onlar için ölü bir gel, el sallamadım
solmuş iman ve ihsan içinde insan
geleceğe lekeli kinleri
ben hep temizdim, biliyorsun sen
giyinsem de kirlilerini
senle ben arasında
eş yayılmadı zaman
ama dokunmak sıcaktı
ve düşlemek ahlaksız kılardı biraz
parmaklarına rağmen bir düşe inananı
dokunmak bıçaktı
ve senin kesiğinde her eylem
hüzün kıran, düşe çelme takan
nanik yapandı
geldin,
koptu haritadan
içime taşındı Mezopotamya
o kadınlar ve adamlar
yani bir ruhun gayb kuvvetleri
ve annem
o hanım eli
hepsini affettim
seni sevdim seveli
gördün
oradaydım ben
av olarak sessiz
olma övgü ve sövgüler arasında
kağıttan bir oda
ve o oda içinde demir bir soba
sönmeseydim
onlardan pek de farkım
olmayacaktı aslında
geldin
kiminsin, dedin
kimin kadını, kimin beyaz atı
tısladı o an gövdem
eridi katılaşan gölgem
ve senden önce soyunduklarını
demir gibi döken bu beden
kuşluk koynum ve senin aslan ağzın
boynumca kükreyen
ve ben sevgilim
böylece yalnız sana aitsem
sevmektir geçmişimi
senin de payınaa düşen
jir-mç
5.0
100% (27)