5
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
966
Okunma
memleketimi en çok bu mevsimde özlerim;
kırlarını, gelincik tarlalarını,
kıpkırmızı develik çiçeklerini...
bahçeleri alabildiğine kuşatan çitlembikleri,
fesleğenleri,
ve güneşe kafa tutan ayçiçeklerini.
yorgun çam ağaçlarıyla yarı çıplak çınarları;
mevsim gözetmeden,
küllü yeşiliyle salınan zeytinleri...
dere kenarlarında
suya dalgın dalgın bakan söğüt fidanlarını;
hafızamı işgal eden ağustos böceklerini...
kim bilir kaç kilometre yol kat edip
sonunda suya kavuşan kaplumbağanın
boynunu kabuğuna çekişini...
ve o boz bulanık akan dereleri.
zamanı mıydı sanki;
sen düştün ansızın usuma şimdi.
öfkeni asi poyrazlara benzetirdim hep,
tebessümünü saksıdaki beyaz karanfile.
seni en çok bu mevsimlerde sorar oldum;
asi rüzgârlara,
murt ağaçlarına ve kekik kokusuna.
gün batımlarında arar oldum seni ufuklarda;
özlem mi, öfke mi bilemem ama
alabildiğine yoğun duygularla...
ve güneş batarken yüzünde en son gördüğüm
o hüzün bulutlarını hatırlıyorum.
gördüğüm her nesnede seni arar oldum;
ben aradıkça sen kayboldun.
şimdi elimde bir kördüğüm...
çözmeye çalıştıkça çoğalıyor, ama varsın olsun.
bir gün elbet karşılaşacağız,
sil baştan başlayacağız biliyorum.
o güne kadar ben hep seni arayacağım;
her yağmurda, her çiçekte, her mevsimde.
—hadi sen de bir şey söyle, bakma öyle.
—peki, söyleme.
—ama ne olur, bari düşlerime gelmeyi ihmal etme.
Hatice Ak
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.