1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
2347
Okunma

Aşkı soruyorsan dipsiz kör kuyu
İpiyle kalbini salsan ne çare
Yangını söndürmez buz gibi suyu
Gördüğün ummana dalsan ne çare
Kader ağlarını örmüştür dünden
Neler beklemiştin oysa bu günden
Yediğin içtiğin üç beş öğünden
Ölüm orucuna kalsan ne çare
Her yanın kanıyor bu neyin nesi
Verilen savaşın yok bahanesi
Fethe direnirse gönül hanesi
Aşkın çemberine alsan ne çare
Dört duvar içinde ah edip inler
Şarkılar susup da feryadı dinler
Sözcükler dizilir, bir değil binler...
Yüzüne şiirler çalsan ne çare
Beyaz iken siyah eyler rengini
Davul bile vurur dengi dengini
Sen umut fakiri, sevda zengini
Karun servetini bulsan ne çare
Bu mu olacaktı Kays’ın muradı?
Leyla’yı sabırla çölde aradı
Kerem destan oldu neye yaradı?
Gözünde divane olsan ne çare
Çiçekli baharlar koku saçarken
Bağbandın bağında her dem naçarken
Düz ovada sana goncalar varken
Uçurum çiçeği yolsan ne çare
Cemali güneştir ışık savurur
Umut dallarına değip can vurur
Gün gelir de kökten, yakar kavurur
Yağmuru dilenen çölsen ne çare
Yokuşa sürdükçe tatlı sözünü
Bir hüsran perdesi kaplar gözünü
Yerip sorgulasan kendi özünü
Bal olup kabına dolsan ne çare
Boşuna kendini yerine koydun
Çaresiz kalınca acıya doydun
Sen; seni unutup birebir o’ydun
Kıymet bilmezi yar bilsen ne çare
5.0
100% (2)