11
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
1132
Okunma
en kısır zamanında
kök atar başaklar toprağın mahrem yerine
eşkinleşir atlar
Mushaflaşıp yedi veren renkli
bileği değmemiş başak taneleri
hoyrat bakışların bağbozumu mevsimi
cuntacı iklimin hazan güncesinde
dökülür çimlenmemiş düşlerime
ki onlar!
gün karası çocuklar
büyüdüm(!)
sandık içi lavanta kokuluydu tan vakti
sancısında doğardı her gün yedi başlı ejderha
“doğmamış taya torba dokuyan” dilleri
kıvılcım kırıntılarını çaldı bir bir
mangalda yanan sol yanım
sahilime konan hırsız kargalar
ekmeğime sürdüğüm kader pekmezini
ayrılık şerbeti niyetine katık edip
şiir merhemi sürdüm susku yanlarıma
pansuman altı yaraların
bıyık altı gülüşlerinde saklıydı dizeler
deli dediler…
uçurtmasını kesip dipsiz kuyuların
yönsüz rüzgârlara savurdum
keşişlemeydi yağmurun kıblesi
ibadet edip aşka
hüzün bulutları yükledi dağlarım
ve
şemsiyesini kapatıp gönlümün
ardıç ağacına astım
uzanamayan kurnaz kediler
pis dediler…
aldırmadım!
yürekteydi pislikleri
şimdi;
kar yağdı
söndürdü toprak altı patlayan volkanları
ırmaklarımda coştu mavi seller
dönence de döndü mevsim
patiska renkli düşler kuruyorum
telli duvaklı
gün/eş tutulması
Ümmü AŞCI
(ÜMA)
5.0
100% (16)