12
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
977
Okunma
“”””ah sen !
gözlerinden öteye geçerek bir yol bul
efsunlu bir vahada
deltalara yağan yağmurlarda dur
dokundur ellerini yeniden sular yürüsün
ay seni sonsuz derinliğe
mavi yeşil serinliğe doğru sürüsün
işte o lâhza
taş dolu zamanı çürüterek diriliştir””
Diyordu
Çatlamış dudakları
Önündeki çaydan bir yudum aldı
O mavi gözleri denizle buluştu yine
Bir oh çekti derinden
Kıyıya vuran dalga sesine karışırken
Bu iç çekiş
Ufuk çizgisiyle temastaydı gözleri
Bir ara irkildi birden
Denize yansımıştı sanki
Silüeti sevgilinin
Bir tebessüm oluştu dudaklarında
Bu bir haykırıştı
Bu bir hatırlayıştı
Bu bir yad ediş, bu bir anıştı
Bu bir uyanış, bu bir yanıştı
Zamanda dirilişti yeniden
“Taş dolu zamanı çürüten”
Ağustos sıcağının yaktığı vahaların
Issız vadilerinde
Muson rüzgarlarında durdu
Kızılkumdan
Hulin dağdan
Tanrı dağa geçerken
Haşartta maviye,sonra yeşile döndü
Umudu
Ay ışığının sonsuz derinliğinden
Sıyrıldı us’u
Tükesken Obasının kıl çadırında
Desene gizlenmiş resmine bakıp
Onu düşlüyordu
Yine derinden
Bir türkü tutturdu yine
Yaksar,silis Aral göl’e akarken
Yar sevdası yüreğini yakarken
Gülüzarda bir kızıl gül kokarken
Aklımda fikrimde yine sen vardın
Ah ben
Kayboldum bir tanem gülüşlerinde
Sadık Dağdeviren
Aşık Lüzumsuz
5.0
100% (7)