0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1080
Okunma
ölüm hep aralarında dolaştı
yüz görümlüğü gibiydi
kızılca kıyamet gibi
zifaf gecelerinin hasretinde
yorgun bedenlere sarıldı
misket oyununa yattı
beş yaşındaki dört çocukla
yaşlı postacıya uğradı
boş küfe gibi götürecekti
zavallı hamalı
bir çocukla asılmıştı
traktörün römorkuna
bir kızılca kıyamet gibi
ağustosun rakısını tüketti
o akşam birahanede sızmış
ayyaş osmanın masasında
adamı sarhoş gömdüler
sonra
bir askerin omuzlarına bindi
acısıyla yıktı toprağa
ekim yaprakları gibi
gözleri asılır uzaklara
yeter dersin artık
ipleri kopartıp
kurşunları gömersin
zifaf gecelerinin hasretine
bırakırsın gelini
ayyaş osman hala yaşıyor
şişesinin dibinde
ölüm yok artık dersin
yüz görümlüğü yitti
kızılca kıyameti yok
yere düştü dersin ölüm
bir gül gibi
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.