84
Yorum
103
Beğeni
5,0
Puan
6073
Okunma

d-ipsiz gecenin kuytusunda
ne çok s-ağırlaştık
geceden kalma kirpiklerim yorgun
çıkmak vardı karanlıklardan
aşılmaz sanılan mesafeleri
iki güvercin kanadında katletmek vardı
şimdi bir sahil kenarında olmak
uçsuz bucaksız kumsalın bir ucundan diğer ucuna
martıların söylediği şarkıya ıslık çalarak
yalınayak yürümek vardı ellerin avucumda
yürümek vardı gölgendeki ayak izlerinden başlayıp
ruhunun derinliklerine doğru
ıslanmak vardı şimdi
tepeden tırnağa sırılsıklam
sana inşa ettiğim gümüş rengi şehirde
adını haykırıp kırlangıçlara
hicran yüklü şarkılar dinlemek vardı
içimden yağmurlar geçiyor
dövüyor ruhumu dalgalar
titriyor dudaklarım
hadi
herşeye inat
koyalım üstüste tüm uçurumları
en yükseklerden getirelim ütopyayı
çalkalansın g-özümüzde mavi
şu yıldızlar, yer, gök ve ay
şahit olsun
bütün dereler denizlerden aksın ki
o iki kelimeyle vuralım birbirimizi
gitmek vardı şimdi
limandan kalkan yunan bandıralı gemiye inat
güneşe doğru açılmak
sevmek gibi, aşk gibi gelmek vardı
takvimler şubat ayazını gösterirken
hoşgeldin haziran demek vardı
ah!
bilsen...
dudaktan dökülemeyen o iki kelime gibi
içim konuşuyor
dinle
karanlığ(ım)a ışık ol sız içeri demek
gel
.
.
gel demek/diyememek var şimdi...
5.0
100% (113)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.